W3C

  • Feed RSS 2.0
  • Feed ATOM 1.0
  • Feed RSS 2.0

Texte libre

St Jean BaptVaftizci aziz Yahya

Chasteté et la lutte contre les pensées charnelles :
- Saint Jean le Précurseur (sa synaxe)
- Saint Dimitri le Megalomartyr (sa vie)
- Saint Moïse le Hongrois
- Saint Jean aux longues souffrances
- Saint Théodore de Byzance, Martyr
- Saint Ignace de l'Athos, Martyr
- Sainte Thomaïs
- Saint Martinien
- Saint Basile de Mangasée
- Sainte Marie l'Egyptienne (sa vie)
- Saint Joseph le Patriarche
- Sainte Suzanne
- Sainte Anysia la Vierge-Martyre

Troubles psychiques :
-
Saint Nahum (sa vie)
- Sainte Anastasie (sa vie)
- Saint Gérasime de Céphalonie, pour les possédés.

Afflictions :
- Saint Job aux Longues Souffrances
(sa vie)
-
Saint Eusthate et sa famille (sa vie)
-
Saints Quarante Martyrs de Sébaste (leurs vies)
- Saints Quarante Martyrs d'Amorium
- Saint Pimène aux Longues Souffrances des Grottes de Kiev

Situation, entrevue difficile :
- Saint Prophète David
(sa vie)
- Saint Patrick d'Irlande (sa vie - sa prière)

Empoisonnement :
-
Sainte Anastasie (sa vie)

Secours spirituel, consolation, componction :
-
Saint Ephrem le Syrien (sa vie)
- Saint Alexis l'Homme-de-Dieu (sa vie)
- Saint Séraphim de Sarov (sa vie)

Pour une bonne fin de vie :
-
Saint Archange Michel (sa synaxe)
-
Saint Niphon, Patriarche de Constantinople

Cancer :
- Saint Nectaire d'Egine (sa vie)

Procès, captivité :
- Saints Onuphre le Grand et Pierre de l'Athos (la vie de St Onuphre)
- Saint Georges le Megalomartyr (
sa vie)
- Saint Syméon le Theodoque (
sa vie)

Détresse, pauvreté :
- Saint Nicolas (sa vie)
- Saint Martin de Tour (sa vie)
- Saint Jean l'Aumonier (sa vie)
- Saint Jean de Cronstadt

Peste :
- Saint Charalampos (sa vie)
- Sainte Marina (sa vie)
- Saint Bessarion (sa vie)

Magie, démons :
-
Saint Cyprien et Sainte Justine (leur vie)
- Saint Théodore Sycéote
- Saint Métrophane de Voronèje

Fransizca bilenler için geçici olarak asagidaki siteye basvurmalarini salik veririm :

http://monastere-orthodoxe.chez.tiscali.fr/pages/saintsainvoquer.html

 

Recommander

Cliquez ici pour recommander ce blog

Calendrier

Juillet 2008
L M M J V S D
  1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31      
<< < > >>

Lundi 13 décembre 2004

Kaynak: hürriyet
Yer: istanbul
Tarih: 5.12.2004

Özdemir İNCE

BAŞBAKANLIK, kamu personeli için bir genelge yayınlayarak, Fener Rum Patrikhanesi ve Patrik hakkında ‘ökümenik’ sıfatının kullanıldığı hiçbir toplantıya katılmamalarını istedi.

Bunun çok açık anlamı şudur: Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Fener Rum Patrikhanesi’nin ökümenik olduğunu kabul etmiyor.

Peki nedir bu kabul edilmeyen ökümeniklik? Grekçe ‘oikoumene’ sözcüğünden gelen ökümenik (oecumenique) sözcüğünün üç anlamı vardır: 1. Evrensel; 2. Bütün kiliseleri içine alan; 3. Evrensel yargılama yetkisi.

* * *

Daha kolay anlaşılması için bir örnek vereceğim: Roma’da bulunan Papalık ökümenik bir makamdır ve Katolik Papa’nın ökümenik olduğu Türkiye tarafından da kabul edilmiştir.

Bir kilisenin ökümenik olmasının ilk koşulu, öteki kiliseler tarafından ve aynı mezhebin kiliseleri tarafından öyle kabul edilmesidir. Roma’daki Papa’nın bu sıfatı kabul ediliyor; ama İstanbul Patriği’nin bu sıfatı kullanması kabul edilmiyor. Ancak, Fener Rum Patrikhanesi’nin ‘Pirumus Inter Pares’ (Eşitler Arasında Birinci) sıfatı Ortodoks kiliseleri arasında tartışılmamaktadır; ama bunun ökümeniklik ile hiçbir ilişkisi yoktur.

* * *

Hıristiyanlık tarihinde yedi genel konsül (Din Bilginleri Kurulu) toplantısı ve kararları çok önemlidir.

- Birinci İznik Konsülü: 325 yılında toplanan bu konsül, kiliseyi yapılandırmıştır. Buna göre üç ökümenik kilise kabul edilmiştir: Roma, İskenderiye ve Antakya... Bu üç kilise dışında hiçbir kilise ökümenik sıfatına sahip değildir.

- İkinci Konsül (Konstantinopolis, 381): Kilise hiyerarşisi içinde Roma’nın önceliği kabul edildi. İkinci sıra İskenderiye’nin elinden alınıp başkent olduğu için Konstantinopolis’e verildi.

- MS 395 yılında Roma’nın ikiye bölünmesi ve Konstantinopolis’in Doğu Roma’nın başkenti olması dolayısıyla Konstantinopolis Piskoposluğu öne çıkartıldı. Örneğin, 451 yılında Kadıköy’de toplanan Dördüncü Konsül’de, papalık delegelerinin bulunmadığı altıncı oturumda Konstantinopolis’in ikinciliği onaylandı.

- 1054 yılında Ortodoks Kilisesi, Roma’dan tamamen ayrıldı. Ama Bizans döneminde Patrikhane’nin ökümenik sıfatı, öteki kiliseler tarafından onaylanmadı.

- Osmanlı Devleti, Ortodoks uyruklarını Fener Rum Kilisesi’nin çatısı altında toplayıp ‘millet’ olarak kabul etti; Fatih Sultan Mehmed, Patrik’e vezir statüsü ve ‘millet başı’ unvanı verdi. Osmanlı, temel politikası gereği, Roma’ya karşı Patrikhane’yi desteklemiştir.

* * *

24. Piskopos zamanında İznik’te toplanan konsülün, Konstantinopolis Piskoposluğu’nu patrikliğe dönüştürdüğü biliniyor. Ancak, bunun ökümenliği kapsayıp kapsamadığını Katolik Roma’ya, Atina ve Kudüs kiliselerinden başka ökümenik Antakya Süryani ve ökümenik İskenderiye kiliselerine, Habeş, Bulgar, Sırp, Rus, Ermeni ve Nasturi kiliselerine sormak gerekiyor. Büyük bir olasılıkla yanıtları dinsel açıdan olumsuz olacaktır.

Başka bir deyişle, aralarında ABD de olmak üzere herhangi bir dünyevi iktidarın, İstanbul Patrikhanesi’ne ‘ökümenik’ sıfatı verme hakkı yoktur. İsteyen öteki kiliselere sorsun!..

  (1/1)  

par Dursun GURSOY publié dans : Iç ve dis aktüalite
ajouter un commentaire commentaires (0)    créer un trackback recommander
Lundi 13 décembre 2004

Özdemir İNCE
Patrikhane’nin ökümenik olamayışının kanlı tarihçesi
  
oince@hurriyet.com.tr
 

Düne kadar Fener Patrikhanesi’ne lánet okuyan, ‘Türk Ajanı’ olarak suçladığı Patrik Bartolomeos’un Ortodoks dünyasının lideri olamayacağını ileri süren Yunan Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Hristodulos, Patrikhanenin ökümenikliğiyle ilgili olarak, ‘Kendi kendime soruyorum komşularımızın aklı başında mı?’ diye soruyor.

Eleftrotopia gazetesine göre Patrikhane’nin ökümenik unvanı 4. Konsil’in 28. maddesine dayanıyor.

Ancak, çok yalan olmasa bile, 28. kanon yürürlükte değil. Biz işin doğru tarihçesini yazalım:

*

1) Bilindiği gibi MS.325 yılında yapılan 1. İznik Ökümenik Konsili’nde üç apostolik (havariler tarafından kurulmuş) kilisenin (Roma, İskenderiye, Antakya) ökümenik olduğu kabul edilmişti. Konstantinopolis kilisesi böyle bir nitelikten yoksun olduğu için Iraklia (Hereclea, Ereğli) Metropolitliği’ne bağlı sıradan bir Episkoposluk olarak kaldı.


2) Bunu göz önünde tutan İmparator, II. Konstantinopolis Konsili’ni (381) topladı. İmparator’un önergesi üzerine Konstantinopolis Piskoposluğu’na Patriklik statüsü verildi. Antakya ve İskenderiye patrikleri, bu kumpasa karşı çıkmadıkları için, kendi kiliseleri ve halk tarafından hain ilan edildiler. Roma da bu bölgesel konsilin verdiği kararı kabul edip onaylamadı.

3) 431’de toplanan Efes Ökümenik Konsili’nde üç ökümenik patrikliğin (Roma, İskenderiye, Antakya) hak ve yetkileri bir kez daha onaylandı; Konstantinopolis patriği afaroz edildi.

4) Kadıköy (Halkidona) Ökümenik Konsili (451): İmparatorlukta dinsel güce mutlaka sahip olmak isteyen İmparator Marcian konsile başkanlık etti. Yeni Roma (Konstantinopolis)’ya Eski Roma’nın ayrıcalıklarını vermek ve ikisini aynı hizaya getirmek için ünlü 28. kanonu Konsil’e sundu. Kanonun üslubu son derece kapalıdır ve ‘Ökümenik’ sözcüğüne yer verilmemiştir. Bu kanon, Konsil’e zorla kabul ettirildi. Böylece Konstantinopolis Patrikliği, metinde açıkca belirtilmese de dolaylı yollardan ökümenik sıfatını almış oluyordu. Ancak Roma delegeleri bütün tehditlere karşın kararı onaylamadılar.

Kararı kuşkusuz Papa Leo da kabul etmedi ve İmparator Marcian’a 22 Mayıs 452 tarihli bir mektup yazarak, ‘Konsil’de kabul edilen 28. maddenin başta İznik Konsili’nin 6. maddesi ve Konstatinopolis Konsili’nin 3. maddesi ile ters düştüğünü; binaenaleyh atalarının kanunlarının, Ruhü’l Kudüs’ün statüsünün ve eski zaman geleneklerinin çiğnendiğini ve Kitab-ı Mukaddes ile ters düşürüldüğünü, bu maddeyi kesinlikle kabul etmeyeceği’ni bildirdi. (Doç. Dr. Mehmet Çelik, ‘Türkiye’nin Fener Patrikhanesi Meselesi, Akademi Kitabevi, İzmir, S.66)


5) Patrikhane’nin Aziz Andreas tarafından kurulduğu iddiası düzmece bir rüyaya dayandırılan yalandır. Zira Konstantinapolis kilisesi Aziz Andreas’ın ölümünden çok sonra kurulmuştur.

6) İmparatorun kilisenin statüsüne müdahaleleri, Fener Patrikhanesi’nin ökümenik statü elde etme hırsı imparatorluğun bütünlüğünü tehlikeye attı. Fener Patrikhanesi’nin dünyevó iktidar tutkusu Anadolu, Suriye, Filistin ve Mısır’da 100 binlerce Hıristiyanın ölümüne yol açtı.

7) 475 yılında tahta geçen İmparator Basilikos, İmpatatorluğun parçalanmasına ve daha fazla kan dökülmesine engel olmak için 476 yılında Konstantinapolis Konsili’ni topladı. Bu Konsil, aralarında ünlü 28. kanon da olmak üzere Kadıköy Konsili’nin aldığı bütün kararları gayrı meşru ilan etti. Ve bu kararları lánetledi. Fener Patrikhanesi’nin sözde ökümenikliğini iptal eden kararı perçinlemek için Patrik aforoz edilerek kiliseden uzaklaştırıldı.

Bu kararın Fener Patrikhanesi ile ilgili olarak Hıristiyan álemine mesajı şu idi: ‘Sen bırak ökümenik statüye sahip olmayı, biz seni patrikhane olarak dahi kabul etmiyoruz. Sen olsa olsa, Kutsal Kilise Kanunları gereğince, Efes’e bağlı sıradan bir Episkoposluksun!’ (Doç.Dr.Mehmet Çelik, S.77)

8) 508 yılında Konstantinapolis’te toplanan Konsil, Patrikhane’nin ökümeniklik iddialarına bahane olan Kadıköy Konsili’ni (451) bir kez daha lánetledi. İmparator bu sorunu kesin bir çözüme kavuşturmak için, Kadıköy Konsili’nin özgün tutanaklarını getirtti. Üç yıl süren inceleme ve tartışmalardan sonra Kadıköy Konsili’nde alınan kararlar yaktırıldı. Böylece, Patrikhane’nin ökümenikliğinin sözde kanıtı olan 28. kanon da yok oldu!..

*

Fener Rum Patrikhanesi’nin ökümenik olamamasının kanlı öyküsü burada sona ermektedir. Bu konuyu daha iyi kavramak isteyenlere Doç. Mehmet Çelik’in ‘Türkiye’nin Fener Patrikhanesi Meselesi’ adlı kitabını tavsiye ederim. Bu kitaptan ben çok yararlandım. Dr.Çelik’e teşekkür ederim.

Ayrıca, çok merak ediyorum, Patrikhane’nin, aktardığım öyküye karşı bir öyküsü var mı acaba? Bu kanlı öykü ‘N’olur canım, olursa oluversin!’ diyenlere ithaf olunur!

http://www.hurriyetim.com.tr/yazarlar/yazar/0,,authorid~72@sid~227@nvid~509133,00.asp


par Dursun GURSOY publié dans : Iç ve dis aktüalite
ajouter un commentaire commentaires (0)    créer un trackback recommander
Lundi 13 décembre 2004

BAŞBAKANLIK, kamu personeli için bir genelge yayınlayarak, Fener Rum Patrikhanesi ve Patrik hakkında ‘ökümenik’ sıfatının kullanıldığı hiçbir toplantıya katılmamalarını istedi.

Bunun çok açık anlamı şudur: Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Fener Rum Patrikhanesi’nin ökümenik olduğunu kabul etmiyor.

Peki nedir bu kabul edilmeyen ökümeniklik? Grekçe ‘oikoumene’ sözcüğünden gelen ökümenik (oecumenique) sözcüğünün üç anlamı vardır: 1. Evrensel; 2. Bütün kiliseleri içine alan; 3. Evrensel yargılama yetkisi.

* * *

Daha kolay anlaşılması için bir örnek vereceğim: Roma’da bulunan Papalık ökümenik bir makamdır ve Katolik Papa’nın ökümenik olduğu Türkiye tarafından da kabul edilmiştir.

Bir kilisenin ökümenik olmasının ilk koşulu, öteki kiliseler tarafından ve aynı mezhebin kiliseleri tarafından öyle kabul edilmesidir. Roma’daki Papa’nın bu sıfatı kabul ediliyor; ama İstanbul Patriği’nin bu sıfatı kullanması kabul edilmiyor. Ancak, Fener Rum Patrikhanesi’nin ‘Pirumus Inter Pares’ (Eşitler Arasında Birinci) sıfatı Ortodoks kiliseleri arasında tartışılmamaktadır; ama bunun ökümeniklik ile hiçbir ilişkisi yoktur.

* * *

Hıristiyanlık tarihinde yedi genel konsül (Din Bilginleri Kurulu) toplantısı ve kararları çok önemlidir.

- Birinci İznik Konsülü: 325 yılında toplanan bu konsül, kiliseyi yapılandırmıştır. Buna göre üç ökümenik kilise kabul edilmiştir: Roma, İskenderiye ve Antakya... Bu üç kilise dışında hiçbir kilise ökümenik sıfatına sahip değildir.

- İkinci Konsül (Konstantinopolis, 381): Kilise hiyerarşisi içinde Roma’nın önceliği kabul edildi. İkinci sıra İskenderiye’nin elinden alınıp başkent olduğu için Konstantinopolis’e verildi.

- MS 395 yılında Roma’nın ikiye bölünmesi ve Konstantinopolis’in Doğu Roma’nın başkenti olması dolayısıyla Konstantinopolis Piskoposluğu öne çıkartıldı. Örneğin, 451 yılında Kadıköy’de toplanan Dördüncü Konsül’de, papalık delegelerinin bulunmadığı altıncı oturumda Konstantinopolis’in ikinciliği onaylandı.

- 1054 yılında Ortodoks Kilisesi, Roma’dan tamamen ayrıldı. Ama Bizans döneminde Patrikhane’nin ökümenik sıfatı, öteki kiliseler tarafından onaylanmadı.

- Osmanlı Devleti, Ortodoks uyruklarını Fener Rum Kilisesi’nin çatısı altında toplayıp ‘millet’ olarak kabul etti; Fatih Sultan Mehmed, Patrik’e vezir statüsü ve ‘millet başı’ unvanı verdi. Osmanlı, temel politikası gereği, Roma’ya karşı Patrikhane’yi desteklemiştir.

* * *

24. Piskopos zamanında İznik’te toplanan konsülün, Konstantinopolis Piskoposluğu’nu patrikliğe dönüştürdüğü biliniyor. Ancak, bunun ökümenliği kapsayıp kapsamadığını Katolik Roma’ya, Atina ve Kudüs kiliselerinden başka ökümenik Antakya Süryani ve ökümenik İskenderiye kiliselerine, Habeş, Bulgar, Sırp, Rus, Ermeni ve Nasturi kiliselerine sormak gerekiyor. Büyük bir olasılıkla yanıtları dinsel açıdan olumsuz olacaktır.

Başka bir deyişle, aralarında ABD de olmak üzere herhangi bir dünyevi iktidarın, İstanbul Patrikhanesi’ne ‘ökümenik’ sıfatı verme hakkı yoktur. İsteyen öteki kiliselere sorsun!..

http://www.medyatava.net/haber.asp?id=16939
 

par Dursun GURSOY publié dans : Iç ve dis aktüalite
ajouter un commentaire commentaires (0)    créer un trackback recommander
Mardi 7 décembre 2004
Ekümenik tepki

Ekümenik tepki
Ortodoks olan olmayan herkesin gündemindeki ekümeniklik tartışmasına 'Noel Baba' da katıldı. FOTOĞRAF: İBRAHİM LALELİ/DHA
07/12/2004 (234 defa okundu)

DHA - ANTALYA - Noel Baba Vakfı tarafından Kale ilçesindeki Aziz Nikola Kilisesi'nde düzenlenen Noel Baba Dünya Barışı'na Çağrı Etkinlikleri'nde, dünya barışı için dua edildi. Etkinliğe, Musevi hahamlığını temsilen Harry Ojalua, Bulgar Evangelis Kilisesi adına İvia Milanov, Bulgar Ortodoks Kilisesi adına Vera Zşkerya, Müslümanları temsilen Demre Müftüsü Hüseyin Yaşar, Bahai Cemaati adına Dr. Suzan Martı katıldı.
Ojalua, ekümenik tartışması başlatan Fener Rum Ortodoks Patrikliği için "Son günlerde İstanbul Rum Ortodoks Kilisesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin vermediği bir unvanı almaya çalışmakta, ruhban okulunun açılmasını sağlamaya çalışarak, kendilerine uluslararası alanda unvan sağlamaya çalışmaktadır. Biz bazı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının, piskopos atayarak Demre'ye çengel atmasına karşıyız" dedi. Noel Baba Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Muammer Karabulut da, "Buraya, Fener Rum Patrikhanesi'nin piskopos atamasını kınıyoruz. Savcıları göreve çağırıyoruz" diye konuştu.

http://www.radikal.com.tr/veriler/2004/12/07/haber_136554.php

par Dursun GURSOY publié dans : Iç ve dis aktüalite
ajouter un commentaire commentaires (0)    créer un trackback recommander
Mardi 7 décembre 2004

Atatürk'ün kurduğu Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol, Belçika'da düzenlenen toplantıyı Ulusal Kanal'a değerlendirdi. Erenerol, "Fener Rum Patriği Bartholomeos'un ekümenik sıfatıyla uluslararası toplantılara katılmasının suç olduğunu" söyledi.
Sevgi Erenerol, Patrikhane'nin Türkiye karşıtı faaliyetlerini, Rahmi Koç'la ilişkisini, "Bizans" planını ve bu plana Amerika-Avrupa desteğini anlattı.
Türk Ortodoks Patrikhanesi, Kurtuluş Savaşı'nın ateşi içinde Atatürk'ün talimatıyla kuruldu. Patriğin Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol, Ulusal Kanal'a, Fener Rum Patriği Bartholomeos'un Türkiye aleyhine yürüttüğü faaliyetler hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Atatürk'ün kurduğu Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol'la yaptığımız röportajın tamamını yarın saat 15.15'te izleyebilirsiniz.

 http://www.organel.com.tr/patrikhane_tezgahi.htm

par Dursun GURSOY publié dans : Iç ve dis aktüalite
ajouter un commentaire commentaires (0)    créer un trackback recommander

Recherche

Texte libre

Anisi 18 kasim ve 1 Aralik ' ta kutlalan aziz anastasia sehit bir türktür ve onun gibi daha bilmedigimiz ve kesfedeceginiz daha nice ortodoks türke rastlamak kimseyi sasirtmasin .

Geçmisini  fransizca olarak koyuyuorum , fakat pek yakinda türkçelestirilecetir .

Le 18 novembre, mémoire du Saint Néomartyr ANASTASE de l'Epire et de DANIEL le musulman converti

Un jour qu'il partait moissonner avec sa soeur et d'autres Chrétiens de son village de l'Epire, Anastase rencontra sur le chemin une troupe de cavaliers musulmans conduite par Moussa, le jeune fils du gouverneur ottoman de la région. Frappé par la beauté de la soeur d'Anastase, celui-ci voulut s'en emparer pour en faire l'objet de son plaisir grossier. Mais Anastase se précipita audacieusement contre les Turcs et laissa à sa soeur assez de temps pour s'enfuir. Chassés par les Chrétiens, Moussa et ses complices allèrent se plaindre auprès du pacha. Celui-ci fit arrêter Anastase et, voyant son courage, entreprit de le convertir à l'Islam. Comme ni les menaces, ni les coups, ni la prison ne pouvaient ébranler la foi du jeune homme, les Turcs essayèrent de le corrompre par des propositions de gloire et d'honneurs mondains, mais ce fut tout aussi vainement.

Or, Moussa, stupéfait de l'attitude d'Anastase, voulut en savoir davantage sur cette foi qui rend les Chrétiens plus forts que toutes les puissances du monde, et il se rendit en secret dans son cachot. Au moment où le geolier ouvrit la porte, Moussa vit deux jeunes gens à l'aspect lumineux qui entouraient le prisonnier et qui disparurent subitement lorsqu'il entra. A ses questions, Anastase répondit qu'il s'agissait des Anges gardiens qui veillent sur les Chrétiens et les assistent en particulier dans les tourments endurés pour l'amour du Christ. Il lui expliqua en outre pourquoi les Chrétiens peuvent mépriser avec tant d'allégrese les plaisirs de ce monde et accepter toutes sortes de tortures dans l'espérance des biens éternels. Le coeur du jeune musulman fut alors touché par la grâce et il se jeta aux pieds du Martyr en lui demandant de devenir Chrétien. Mais Anastase lui demanda d'attendre encore, car sa conversion pouvait entraîner son père à persécuter les Chrétiens de la région.

Quelques jours plus tard (18 novembre 1750), Anastase eut la tête tranchée sur l'ordre du pacha qui ignorait que son propre fils était désormais Chrétien en secret. Comme il devait se rendre dans un village voisin pour assister à des noces, Moussa alla se prosterner sur le tombeau du Saint Martyr et il lui fut accordée la grâce de voir apparaître Anastase tout entouré de lumière, qui l'encouragea à poursuivre son chemin vers le Christ. Guidé par un Ange, il parvint ainsi dans le Peloponèse, où il se mit sous la direction spirituelle d'un vieil ascète, qui complèta son instruction dans les mystères de la foi et dans la vie ascétique. Il se rendit ensuite à Patras et s'embarqua pour Venise, afin d'y être baptisé sans crainte des Turcs. Il reçut alors le nom de Dimitris et partit pour Corfou, où il devint moine dans un monastère cénobitique sous le nom de Daniel. Mais les combats de l'ascèse ne suffisaient pas à étancher sa soif du Christ et, désirant accomplir pleinement sa vocation de Chrétien par le Martyre, il se rendit à Constantinople. Les Chrétiens du lieu le dissuadèrent cependant de s'offrir à la mort, par crainte des représailles qui pourraient suivre sur le restes des fidèles. Il retourna alors à Corfou, où il s'endormit dans la paix du Seigneur, après avoir fondé une église en l'honneur de Saint Anastase.

Blog : Internet sur over-blog.com - Contact - C.G.U. - Rémunération en droits d'auteur avec TF1 Network - Signaler un abus