W3C

  • Feed RSS 2.0
  • Feed ATOM 1.0
  • Feed RSS 2.0

Texte libre

St Jean BaptVaftizci aziz Yahya

Chasteté et la lutte contre les pensées charnelles :
- Saint Jean le Précurseur (sa synaxe)
- Saint Dimitri le Megalomartyr (sa vie)
- Saint Moïse le Hongrois
- Saint Jean aux longues souffrances
- Saint Théodore de Byzance, Martyr
- Saint Ignace de l'Athos, Martyr
- Sainte Thomaïs
- Saint Martinien
- Saint Basile de Mangasée
- Sainte Marie l'Egyptienne (sa vie)
- Saint Joseph le Patriarche
- Sainte Suzanne
- Sainte Anysia la Vierge-Martyre

Troubles psychiques :
-
Saint Nahum (sa vie)
- Sainte Anastasie (sa vie)
- Saint Gérasime de Céphalonie, pour les possédés.

Afflictions :
- Saint Job aux Longues Souffrances
(sa vie)
-
Saint Eusthate et sa famille (sa vie)
-
Saints Quarante Martyrs de Sébaste (leurs vies)
- Saints Quarante Martyrs d'Amorium
- Saint Pimène aux Longues Souffrances des Grottes de Kiev

Situation, entrevue difficile :
- Saint Prophète David
(sa vie)
- Saint Patrick d'Irlande (sa vie - sa prière)

Empoisonnement :
-
Sainte Anastasie (sa vie)

Secours spirituel, consolation, componction :
-
Saint Ephrem le Syrien (sa vie)
- Saint Alexis l'Homme-de-Dieu (sa vie)
- Saint Séraphim de Sarov (sa vie)

Pour une bonne fin de vie :
-
Saint Archange Michel (sa synaxe)
-
Saint Niphon, Patriarche de Constantinople

Cancer :
- Saint Nectaire d'Egine (sa vie)

Procès, captivité :
- Saints Onuphre le Grand et Pierre de l'Athos (la vie de St Onuphre)
- Saint Georges le Megalomartyr (
sa vie)
- Saint Syméon le Theodoque (
sa vie)

Détresse, pauvreté :
- Saint Nicolas (sa vie)
- Saint Martin de Tour (sa vie)
- Saint Jean l'Aumonier (sa vie)
- Saint Jean de Cronstadt

Peste :
- Saint Charalampos (sa vie)
- Sainte Marina (sa vie)
- Saint Bessarion (sa vie)

Magie, démons :
-
Saint Cyprien et Sainte Justine (leur vie)
- Saint Théodore Sycéote
- Saint Métrophane de Voronèje

Fransizca bilenler için geçici olarak asagidaki siteye basvurmalarini salik veririm :

http://monastere-orthodoxe.chez.tiscali.fr/pages/saintsainvoquer.html

 

Recommander

Cliquez ici pour recommander ce blog

Calendrier

Juillet 2008
L M M J V S D
  1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31      
<< < > >>

Mercredi 1 décembre 2004

HABER AJANSLARI

  

AJANS TÜBA (TÜRK BASIN AJANSI)

 

Kuruluş Tarihi: 2 Ocak 1973

Adres.........: Menekşe-1 Sok.No: 5/12

                Kızılay/ANKARA

Telefon.......: 312 4250912-4195242-4190771

Fax...........: 312 4180409

E-Mail........: tuba@ajanstuba.com.tr

 

Web...........: www.ajanstuba.com.tr

 

Güler YAZGAN

Sahibi ve Sorumlu Yönetmen

 

AJANS PRESS MEDYA TAKİP MERKEZİ

 

Kuruluş Tarihi: 1953

Adres.........: Emirhan Cad.Otopark Çıkmazı No:6

                Dikilitaş-Beşiktaş/İSTANBUL

Telefon.......: 212 2279227

Fax...........: 212 2589334

E-Mail........: info@ajanspress.com.tr

Web...........: www.ajanspress.com.tr

 

Mehmet Ali ÖZKAN

Sahibi

  

ANADOLU AJANSI (AA)

 

Kuruluş Tarihi: 6 Nisan 1920

Adres.........: Gazi Mustafa Kemal Bulvarı

                No:128/C 06570 Maltepe/ANKARA

Telefon.......: 312 2317000 (19 hat)

Fax...........: 312 2312174-75,2319742(Özel Kalem)

E-Mail........: aa1@anadoluajansi.com.tr

Web...........: www.anadoluajansi.com.tr

 

Dr. Hilmi BENGİ

Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanı

 

Tahsin AKTI

Yönetim Kurulu Başkan Yrd.

 

Elvan N. Zeynep BARANSEL

Genel Müdür Yardımcısı

 

Mesut UYANIK

İç Haberler Müdürü

 

Ceyhun ERGÜVEN

Dış Haberler Müdürü

 

Ahmet TEK

Yurt Haberleri Müdürü

 

Mehmet Ali BALO

Ekonomi Haberleri Müdürü                  

 

Faruk ALBAYRAK

Parlamento Haberleri Müdürü                 

 

Abdurrahman ANTAKYALI

Fotoğraf Haberleri Müdürü

 

İstanbul Bölge

Müdürlüğü

==============

Adres........: Nuruosmaniye cad. No:1

               Cağaloğlu/İSTANBUL

Telefon......: 212  5131090 (10 Hat)

Fax..........: 212 5116039

 

Ümit KANOĞLU

Bölge Müdürü

 

İzmir Bölge

Müdürlüğü

==============

Adres........: Halit Ziya Bulvarı

               1352.Sokak No:6

               Pasaport/İZMİR

Telefon......: 232 4833530

Fax..........: 232 4468828

 

Atilla KÖPRÜLÜOĞLU

Bölge Müdürü

 

ANKARA HABER AJANSI (ANKA)

 

Kuruluş Tarihi: 27 Mayıs 1972

Adres.........: Büklüm Sokak No:20/21-22

                Kızılay/ANKARA

Telefon.......: 312 4172500 (6 Hat)

Fax...........: 312 4180254-4187947-4191378

E-Mail........: anka@ankaajansi.com.tr

Web...........: www.ankaajasi.com.tr

 

Nazif EKZEN

Yönetim Kurulu Başkanı

 

İsmet SOLAK

Genel Müdür

 

Ahmet DİRİCAN

Yazı İşleri Müdürü                      

 

İstanbul Bürosu

===============

Adres.........: Dünya Sağlık Sok.No:15/4

                Cihangir/İSTANBUL

Telefon.......: 212 2449120

Fax...........: 212 2449125

 

Yahya KOÇOĞLU

Temsilci                              

 

ANSES-NET HABER AJANSI

 

Kuruluş Tarihi: 19 Mart 1998

Adres.........: Boğaz Sok.No:17/3

                Gaziosmanpaşa/ANKARA

Telefon.......: 312 4662475

Fax...........: 312 4662505

E-Mail........: ansesnet@ansest.com

Web...........: www.ansesnet.com

 

Semra CORA

Sahibi

 

Vecdi SEVİĞ

Genel Müdür

 

Mağruf BUZCUGİL

Sorumlu Yazıişleri Müdürü

 

BAĞIMSIZ BASIN AJANSI (BBA)

 

Kuruluş Tarihi: 3 Mart 1982

Adres.........: Gazeteciler Mah.

                Sağlam Fikir Sokak No:11

                80300 Esentepe/İSTANBUL

Telefon.......: 212 2122936

Fax...........: 212 2122940

E-Mail........: bba@bba.com.tr

 

Bedri Besim KAYABAL

Sahibi

 

Niyazi DALYANCI

Genel Yayın Müdürü

 

Ankara Bürosu

=============

Adres.........: 60.Sok.No:38

              Emek/ANKARA

Telefon.......: 312 2127547-48

Fax...........: 312 2124299

 

Yusuf AKÇURA

Temsilci

 

BASIN HABER AJANSI

 

Kuruluş Tarihi: 2 Ağustos 1940

Adres.........: Emniyet Evleri Mah.Yeniçeri Sok.

                Emirhan İş Merkezi No:6/3

              4.Levent/İSTANBUL

Telefon.......: 212 3252233

Fax...........: 212 3245550

E-Mail........: bha@bha.com.tr

Web...........: www.bha.com.tr

 

Ömer Faruk ÖZKAN

Sahibi

 

Tarık ÖZKAN

Genel Müdür Yardımcısı

 

Yaşar OBA

İstanbul Temsilcisi

 

Ankara Bürosu

=============

Adres.........: Mithatpaşa Cad.No:61/3

                06420 Kızılay/ANKARA

Telefon.......: 312 4337310(Pbx)

Fax...........: 312 4341600  

   

Pınar ÖZDEMİR

Temsilci

 

CİHAN HABER AJANSI

 

Kuruluş Tarihi: 1 Kasım 1992

Adres.........: Çobançeşme Mah. Kalender Sok. No: 16

                Yenibosna/İSTANBUL

Telefon.......: 212 5525112 - 5515441

Fax...........: 212 6394976-77

E-Mail........: cihan@cihan.com.tr

Web...........: www.cihan.com.tr

 

Cihan Haber Ajansı ve Reklamcılık A.Ş.

Abdullah AYMAZ İmtiyaz Sahibi

 

Bülent KORUCU

Yönetim Kurulu Başkanı

 

Reşit HAYLAMAZ

Genel Müdür 

 

Ankara Bürosu

=============              

Adres.........: Demirlibahçe Mah.Plevne Cad.

                No:30/4 Aktaş/ANKARA

Telefon.......: 312 4188353

Fax...........: 312 4188840

 

Cemil KARTAL

Temsilci             

 

DOĞAN HABER AJANSI (DHA)

 

Kuruluş Tarihi:

Adres.........: Hürriyet Medya Towers

                34544 Güneşli/İSTANBUL               

Telefon.......: 212 6770000-6770370-71-73-75

Fax...........: 212 6770372-6770367-6770548(Halkla İlişkiler)

 

Vuslat Doğan SABANCI

İcra Kurulu Başkanı

 

Uğur CEBECİ

Genel Müdür                           

 

Kemal GÜMÜŞ

Genel Koordinatör

 

Mustafa EŞMEN

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

 

Ankara Bürosu

=============

Adres.......: Cinnah Cad. No:8

              Kavaklıdere/ANKARA

Telefon.....: 312 4670020 

E-mail......: ankara@dha.com.tr

            ukozan@hürriyet.com.tr

 

Adem YAZICI

Büro Sorumlusu

 

İzmir Bürosu

============

Adres......: Şehitler Cad. No:16/1

             Alsancak/İZMİR

Telefon....: 232 4633210

Fax........: 232 4630829

 

İlyas ÖZGÜVEN

Büro Şefi

 

EKONOMİK BASIN AJANSI (EBA)

 

Kuruluş Tarihi: 14 Nisan 1969

Adres.........: Atatürk Bul. No:199/A

                Sefaretler Apt.Kat:2 D:14

    06680 Kavaklıdere/ANKARA

Telefon.......: 312 4283498 (pbx)

Fax...........: 312 4283613

E-Mail........: ebainfo@ttnet.net.tr

 

 

Yavuz TOLUN-Orhan TOLUN

Sahibi

 

Yavuz TOLUN

Genel Yayın Yönetmeni

 

Ö.Faruk GÜNEL

Genel Koordinatör

 

Umut KARAKÜLAH

Yazı işleri Müdürü

 

EKONOMİK HABER AJANSI (EKA)

 

Kuruluş Tarihi: 1972

Adres.........: Koza Sokak No:61/4

                Gaziosmanpaşa/ANKARA

par Dursun GURSOY publié dans : Türkiye
ajouter un commentaire commentaires (0)    créer un trackback recommander
Mardi 30 novembre 2004

Bütün Gerçeklik
Hristiyanlığı Kültürel Tutsaklığından Kurtarmak
by Nancy Pearcey

Konuşma yaptığım konferansta öğle yemeğinde bana katılan bir okul öğretmeni "Daha önceki kitabınız Hristiyanların sadece bireylerin değil kültürlerin tümünün kurtarmaya çağrıldığı söylüyor" yorumunu yaptı. Sonra düşünceli bir biçimde ekledi "Bunu daha önce hiç duymamıştım".

Öğretmen “Şimdi Nasıl Yaşamalıyız?” dan bahsediyordu ve bu sözü üzerine tabağımın üstünden ona şaşkınlıkla baktım. Gerçekten kültürün her alanında kurtarıcı bir güç olduğu fikrini bile duymamış olduğunu mu söylüyordu? Kafasını salladı "Hayır, kurtuluşun her zaman tam olarak kişisel /bireysel , canların kurtuluşuyla ilgili olduğunu düşünmüştüm".

O konuşma “Şimdi Nasıl Yaşamalıyız?”daki dünya görüşleri temalı, devam niteliğinde ikinci bir kitap yazma kararımı pekiştirmeye yardımcı oldu. Sadece birkaç yıl önce, bir önceki bölüme başladığımda, dünya görüşü ifadesini kullanmak kimsenin favori açılış cümlesi değildi. İnsanlara dünya görüşü hakkında bir kitap yazdığınızı söylediğinizde donuk bakışlarla karşılaşma ve konunun çabucak değiştirilmesi riskiyle karşı karşıyaydınız. Fakat bugün, ülke genelinde yolculuk ederken müjdeciler arasında tamamen kişisel imandan öteye gitmek, Kutsal Kitabın prensiplerini işe, ticarete ve politikaya uyarlamak için bir isteklilik seziyorum. Herhangi bir Hristiyan yayınını açın ve içinde büyük olasılıkla dünya görüşü konferansları, dünya görüşü kuruluşları ve dünya görüşü programları ile ilgili yarım düzine ilan göreceksiniz. Açıktır ki bugünlerde bu ifadenin kendisi bile güçlü bir pazarlama kaşesine sahiptir. Bu da Hristiyanlar arasında, hayatlarına birlik getirmek için herşeyi kapsayacak bir çerçeveye karşı olan derin açlığa işaret etmektedir.

Bu kitap bu açlığa işaret etmekte ve dünya görüşü hareketini geliştirmek için yeni bir yön sunmaktadır. İmanımızın "dinsel gerçekliğin" özel alanı içinde kilitli kalmasını sağlayan dünyevi/kutsal ayrımını tanımlamanıza yardımcı olacaktır. Kendi hayatınızda ve işinizde bir Hristiyan dünya görüşü oluşturmak için sizi pratik, şekillendirilebilir basamaklardan geçirecektir. Postmodern bir dünyada karşılaştığımız kafa karıştırıcı düşünce labirentleri ve ideolojilerle kesişecek biçimde bir dünya görüşü çerçevesini nasıl uygulayacağınızı öğretecektir. Dünya görüşü çalışmalarının amacı Hristiyanlığı kültürel tutsaklığından salıvermek ve dünyayı değiştirecek gücünü serbest bırakmaktır.

Ünlü Vaftizci vaiz Charles Spurgeon, "Müjde kafese kapatılmış bir aslan gibidir" demiştir. "Savunulmaya değil sadece kafesten salıverilmeye ihtiyacı vardır." Bugün bizim yaşadığımız bu kafes Hristiyanlığı kişisel bir inanç meselesine indirgeyen dünyevi/kutsal ayrımındadır. Kafesin kilidini açmak için Francis Schaeffer'in dediği gibi,



Hristiyanlığın sadece dinsel bir gerçeklik değil bütün gerçeklik olduğuna tam olarak ikna olmamız gerekmektedir.
____________________________________

Politika Yeterli Değil

Bugün bir dünya görüşü mesajının o kadar zorlayıcı olmasının nedeni hâlâ köktenci erken yirminci yüzyıl döneminin etkisinde olmamızdır. O zamana kadar Müjdeciler Amerika'da bir kültürel üstünlük konumunun tadını çıkarmışlardı. Fakat Scopes davasından [Ç.N. ABD’de 1920’lerde Gelenekçiler ile Modernizm yanlılarının mı kütlürel değerlerin kaybı konusundaki ünlü dava kastedilmektedir. ] ve teolojik modernleşmenin yükselmesinden sonra tutucu dinciler kendi içlerine döndüler: Vagonları bir halka haline getirdiler, bir zihniyet kalesi geliştirdiler ve "ayrılıkçılığı" pozitif bir strateji olarak taçlandırdılar. Sonra 1940'larda ve 1950'lerde kaleyi yıkmak için bir hareket başladı. Kendilerini yeni-müjdeciler olarak adlandıran bu grup çevremizi kuşatan kültürden kaçmak için değil onunla içiçe geçmek için çağrıldığımızı savundular. Sadece kişileri değil aynı zamanda sosyal yapıları ve kuruluşları da kapsayacak kurtulma içerikli bir vizyon yaratmak arayışındaydılar.

Hevesle dolu oldukları halde pek çok Müjdecinin başarılarını ciddi bir biçimde sınırlayan bu iş için gerekli olan kavramsal araçtan yoksun olmalarıydı. Örneğin yakın geçmişte pek çok Hristiyan, Amerikan toplumundaki ahlâki ve sosyal düşüşe tepki olarak politik hareketliliği benimsediler. Gittikçe artan sayıda imanlı ofis işleri aramakta; kiliseler seçmen kayıtları organize etmekte; sivil toplum grupları hızla çoğalmakta; Hristiyan yayınlarının ve radyo programlarının gündemlerinde toplum meseleleri hakkında yorumlar sunulmaktadır. Bu artırılmış etkinlik toplum hayatının birçok alanına pek çok iyi sonuç kazandırmış olmakla beraber etkisi çoğunun umduğundan çok daha az olmuştur. Neden? Çünkü genellikle Müjdeciler sahip oldukları tüm yumurtaları aynı sepete koymaktadırlar: Politikanın daha çok kültürü yansıttığını aksinin doğru olmadığını farketmeden - toplumsal alanda bir değişiklik yaratmanın en hızlı ve en kesin yolu olduğu için - politik etkinliğe atladılar.

Müjdecilerin politikaya olan büyük aşklarını Hristiyan bir avukatla ilgili bir hikayeden daha iyi hiçbir şey gösteremez. Başkentte bir iş bulmayı düşünürken kendisine "Ya burda kalıp avukatlık yapmaya devam edersin ya da Washington'a gelip kültürü değiştirebilirsin." diyen Washington bölgesindeki bir hizmet başkanına danıştı. Bunun anlamı kültürel değişimi etkileyebilmenin tek yolunun ulusal politikadan geçtiği idi. Bugün savaş yorgunu politika savaşçıları bu stratejinin limitleri konusunda daha gerçekçi olabilmektedirler. Senato Çoğunluk Lideri Bill Frist'in politik danışmanı Bill Witcherman "politikanın kültür kaynağından çıkan nehrin yönünde aktığını, bunun tersinin doğru olmadığını" anlamış bulunduklarını söylemektedir. "Gerçek değişim kültürle başlamalıdır. Capitol Hill'de bizim yapabileceğimiz tek şey hükümetin sağlıklı kültürel akımlar yetiştirmesi için yollar bulmaya çalışmaktır."

Buna benzer olarak bir zamanlar bir Kongre üyesi bana "Politikaya 1973'teki kürtaj kararından sonra atıldım çünkü onun ahlâkî reforma olan en hızlı yol olduğunu düşünmüştüm. Aslında yasamaya ilişkin bazı zaferlerimiz oldu ama kültürü kaybettik." demişti. Sonunda farkına vardığı şey en etkili çalışmanın sıradan Hristiyanların Tanrının kültürde reform çağrısını kendi yerel etki alanlarında - ailelerinde, kiliselerinde, okullarında, çevrelerinde, işyerlerinde, profesyonel organizasyonlarında ve şehir kuruluşlarında - yerine getirmeleriydi. Kongre üyesi cümlelerini süreklilik gösteren bir değişimi etkileyebilmek adına "Hristiyan bir dünya görüşü geliştirmeliyiz." diyerek sonlandırdı.


Çocuklarımızı kaybetmek

Sadece "kültürümüzü kaybetmiş" değiliz aynı zamanda kendi çocuklarımızı da kaybetmeye devam ediyoruz. Hristiyan evlerde yetişmiş dindar genç insanların koleje başladıktan sonra inançlarını terketmeleri tanıdık fakat trajik bir hikayedir. Bu gidişata neden bu kadar sıklıkla rastlanmaktadır? Çoğunlukla genç İnanlılara nasıl Kutsal Kitaba uygun bir dünya görüşü geliştirecekleri öğretilmediği için. Bunun yerine Hristiyanlık, dinî bir inanış ve kişisel adanma alanı ile sınırlandırılmıştır.

Yakın zamanda çarpıcı bir örnek okudum. Bir Hristiyan okulundaki bir teoloji öğretmeni uzun adımlarla sınıfın ön tarafına doğru yürüyerek tahtanın bir tarafına kalp diğer tarafına da beyin çizmiş. Bu ikisi tahtanın bu iki ucunun olduğu gibi birbirinden ayrıdır, demiş: Kalp din için kullandığımız, beyin ise bilim için kullandığımızdır.

Kurmaca bir hikaye mi? Hristiyanlığın aydınlık karşıtlığının bir karikatürü mü? Hayır bu hikaye o gün o sınıfta olan genç bir bayan tarafından anlatıldı. Daha kötüsü iki yüz civarında öğrenci içinden itiraz eden bir tek kendisi olmuştu. Görünüşe göre geri kalanlar dini "kalp" alanına sınırlamakta olağan olmayan bir taraf bulmamışlardı.

Hristiyan ebeveynler, pastörler, öğretmenler ve gençlik grup liderleri olarak sürekli olarak genç insanların güçlü kültürel eğilimlerin altında yatan güçle aşağı çekilmelerine şahit oluyoruz. Eğer onlara tüm verdiğimiz bir "kalp" dini ise çekici fakat tehlikeli fikirlerin tuzağına karşı koymalarına yeterli olacak kadar güçlü olmayacaktır. Genç inanlılar aynı zamanda evlerinden ayrıldıklarında karşılaşacakları, birbiriyle çekişen dünya görüşlerini analiz ve kritik etmek için gerekli donatıyı sağlayacak, dünya görüşü ve inanç savunması eğitimi verecek bir "beyin" dinine de ihtiyaç duymaktadırlar. Önceden uyarılır ve önceden donatılırlarsa en azından bu genç insanların kendilerini sınıf arkadaşları veya meslektaşları arasında azınlıkta bulduklarında savaşma şansları olur. Gençleri bir Hristiyan aklı geliştirmeleri için eğitmek artık bir seçenek değildir; yaşamı sürdürmede önemi olan donatıların bir parçasıdır.

Kalbe Karşı Beyin

Bir Hristiyan dünya görüşü oluşturmanın ilk adımı "kalp" ve "beyin" arasındaki bu keskin ayrımın üstesinden gelmektir. Hayatın kutsal alana - ki tapınma, kişisel ahlâkı içerir- karşı dünyevî alan -bilimi, politikayı, ekonomiyi ve geriye kalan tüm toplumsal arenayı içerir - olarak ikiye ayrıldığını reddetmek zorundayız. Kafamızdaki bu ayrım Müjde'nin gücünü bugünün tüm kültürünün içine salıvermemize en büyük engeldir.

Üstelik, sosyologların toplumsal/kişisel ayrım olarak adlandırdıkları daha geniş bir bölünme ile, modern toplumun yapısının tamamı, parçalarına ayırarak güçlendirilmektedir. Peter Berger "Modernleştirme beraberinde sosyal hayatın alışılmadık bir şekilde bölünmesini getirmektedir" diye yazmıştır. "Bölünme, toplumsal alanda [bununla eyalet, akademi ve büyük dernekleri kastetmektedir] yer alan çok büyük ve güçlü kuruluşlar ile özel alan arasındadır " - aile, kilise ve kişisel ilişkiler alanı.

Büyük kamu kuruluşları "bilimsel" ve "değerlerden bağımsız" olduklarını iddia etmektedirler - ki bu da değerlerin kişisel seçimin kişisel alanı mertebesine havale edilmesi anlamına gelir. Berger'in açıkladığı gibi: "Kişi, anlamlı bir kimlik oluşturmada çok önemli olan, dinî tercihini ifade etmekten cinsel bir hayat biçimi sürdürmeye kadar büyük bir yelpazedeki faaliyetler içinde kendi yöntemleriyle yalnız bırakılmaktadır". Bu bölünmeyi şu diagramla ifade edebiliriz:

Modern toplumlar keskin olarak bölünmüşlerdir:

ÖZEL ALAN
Kişisel Tercihler

________________________________

TOPLUMSAL ALAN
Bilimsel Bilgi

Kısaca özel alan ahlâkî görecelikle dalgalanmaktadır. Berger'in "dinî tercih" ifadesini kullanmasına dikkat edin. Dine, boyun eğdiğimiz objektif bir gerçek gözüyle değil kişisel zevk meselesi olan bir seçim gözüyle bakılmaktadır. Bu nedenle bu bölünme bazen gerçek/değer ayrımı olarak adlandırılmaktadır.



Değerler keyfî, varoluşçu kararlara indirgenmiştir.

DEĞERLER
Kişisel seçim

_______________________________

GERÇEKLER
Herkesi bağlayan

Schaeffer'in açıkladığı gibi, gerçek konusunun kendisi bölünmüştür - bu iki katlı bir bina benzetmesi ile açıkladığı bir süreçtir: Alt katta herkesi bağlayan, toplumsal gerçekliği gözüyle bakılan bilim ve sağduyu yer almaktadır. Bunun karşıtı, kişisel anlamın mekânı olan anlaşılamaz deneyimler üst kattadır. Bu, insanların "senin için doğru olabilir ama benim için doğru değil" dediğini duyduğumuz özel gerçekliğin alanıdır.

İki-alanlı gerçek teorisi:

ÜST KAT
Makul olmayan, Anlaşılamaz

__________________________________________

ALT KAT
Makul, doğruluğu kanıtlanabilir

Schaeffer yazarken portmodernizm terimi henüz uydurulmamıştı fakat onun bahsettiği kesinlikle buydu. Bugün üst katta postmodernizm bulunurken alt katta hâlâ evrensel, objektif gerçek olduğunu iddia eden modernizmin olduğunu söyleyebiliriz.

Bugünün iki katlı gerçeği:

POSTMODERNİZM
Subjektif, Belirli Gruplara Göre Değişen

____________________________________________

MODERNİZM
Objektif, Evrensel Olarak Geçerli


Bu bölünmenin farkına varmayı öğrenmemizin önemli olmasının nedeni toplumsal alanda Kutsal Kitap perspektifini mantıksız gösterecek tek en güçlü silah olmasıdır. İşte çalışma prensibi: Çoğu Sekülarist, dine doğrudan saldırmak veya yalan olduğunu söyleyerek çürütmek için fazla politiktirler. O zaman ne yapıyorlar? Dini, doğru ve yanlış alanından çıkaran, değer alanına tahsis ediyorlar. Daha sonra Sekularistler dinin toplumsal alanla herhangi bir ilgisi olduğunu inkâr ederken dine elbette "saygı duyduklarını" bize garanti edebilirler.

Phillip Johnson'un dediği gibi, gerçek/değer ayrımı "metafiziksel natüralistlerin (doğacıların) potansiyel olarak problemli olan dindar insanları, bilimin dinî inancı ( bilgi olduğunu iddia etmediği sürece ) geçersiz kılmadığına teminat vererek onları yumuşatmaları mümkündür". Başka bir deyişle herkesin bunun bir özel /k işisel duygu meselesi olduğunu anladığı sürece. İki katlı yapı neyin gerçek bilgi olarak ciddiye alınması gerektiğini, neye yalnız gerçekleşmesi umulan dilekler olarak yol verileceğine karar veren kapı görevlisi larak işlev görmektedir .


Sadece Bir Güç Atağı mı?

Aynı bölünme Hristiyanların toplumsal alanda iletişim kurmakta neden bu kadar zorlandıklarını açıklamaktadır. İnanmayanların söylediklerimizi sürekli olarak zihinsel gerçek/değer süzgecinden geçirdiklerinin farkına varmamız bizim için çok önemlidir. Örneğin, çocuk aldırma veya bioetik veya homoseksüellik gibi önemli bir meselenin durumu üzerine fikrimizi belirttiğimizde toplumun sağlığı için önemli olan objektif bir ahlâkî gerçeği vurgulamaya eğilimliyizdir - fakat onlar bizim sadece subjektif önyargılarımızı ifade ettiğimizi düşünmektedirler. Evrenin tasarımını bilimsel kanıtı vardır dediğimizde ortaya testedilebilir bir gerçek iddiasını atıp olacakları izleme eğilimindeyizdir - fakat onlar "Dinî Haklar politik güç atağına neden oluyor" demektedirler. Gerçek/değer süzgeci söylediğimiz herşeydeki objektif içeriği anında alıp götürmektedir ve bu kapı görevlisinin yanından geçmek için bir yol bulamadığımız sürece inancımızın içeriğini kamu vicdanına getirmekte başarılı olamayacağız.

Lesslie Newbigin'in bunun için gerçeğin bölünmüş kavramının "Müjdenin kültürel tutsaklığı"nda birincil faktör olduğu konusunda bizi uyarmıştır. Bu, Hristiyanlığı özelleştirilmiş değerler üst katında tuzağa düşürdüğü gibi toplum kültürü üzerinde herhangi bir etki bırakmasını da engellemektedir. Hindistanda bir misyoner olarak 40 yıl boyunca çalışmış biri olarak Newbigin Batı düşüncesini diğerlerinden ayıranın ne olduğunu, hayatımız boyunca onun içine dalmış olan çoğumuzdan daha açık bir şekilde seçebilmekteydi. Batıya dönüşünde Newbigin, Hristiyan gerçekliğinin marjinalleştirilme tarzı karşısında şaşkına dönmüştü. Din diye adlandırılan her pozisyonun, artık objektif bilgi gözüyle bakılmayan, değerlerin bulunduğu üst kata yerleştirildiğini görmüştü.

Johnson'un dediği gibi, din "entellektüellerin genellikle, hayale dayalı inançların `eğer sana yarıyorsaŽ kabul edilebildiği özel alana havale ettiği" birşeydir. Bununla birlikte toplumsal alanda uygun gözüyle bakılmazlar. Yakın zamandan sadece tek bir örnek vermek gerekirse, embriyonik kök hücre araştırması konusundaki tartışmada aktör Christopher Reeve Yale Üniversitesindeki bir öğrenci grubuna "Kamu politikası meseleleri hakkındaki tartışmalar sırasında masaya hiçbir din oturmamalıdır" demiştir.

Kamu tartışması masasında yeniden bir yer elde edebilmek için Hristiyanlar, kamuya ait ve özel, gerçek ve değer, dünyevî ve kutsal arasındaki ikiliğin üstesinden gelmek için bir yol bulmalıdırlar. Müjdeyi toplumsal gerçekliği statüsüne geri taşıyarak kültürel tutsaklığından kurtarmalıyız. Dünya görüşleri konusunda profesör olan Michael Goheen "Çağdaş batı kültüründe müjdenin parmaklıklı kafesini kilisenin gerçek-değer ikiliğindeki yeri oluşturmaktadır" demektedir. Tüm hayat üzerinde kurtarıcı bir güç olarak belirleyebilmek üzere Müjdeyi, sadece tüm gerçekliğin holistik (herşeyi kapsayan) görüşünü düzelterek serbest bırakabiliriz.

Zihin Haritaları

Hristiyanlığın bütün gerçeklik hakkındaki doğruluk olduğunu söylemek tam küresel bir dünya görüşü olduğu anlamına gelir. Bu terim tam olarak dünyanın görüşü anlamına gelmektedir, gerçekliğin Kutsal Kitaptan haberdar bir perspektifidir. Bir dünya görüşü bize dünya üzerinde yönümüzü etkili olarak nasıl bulacağımızı söyleyen bir zihin haritası gibidir. Tanrı'nın objektif gerçekliğinin iç dünyamızdaki damgasıdır.

Her birimizin kafasının içinde, dünyanın nasıl olduğunu ve onun içinde nasıl yaşamamız gerektiğini söyleyen evrenin bir modelini taşıdığını söylebiliriz. Hepimizin, içinde yaşadığı zihinsel ya da kavramsal bir evreni olduğuna işaret etmekte olan, dünya görüşleri hakkında klasik bir kitap yanıbaşımızdaki Evren başlığını taşımaktadır - Kimiz? Nereden geldik? Hayatın amacı nedir? gibi hayatın temel sorularına yanıt veren bir prensipler ağı. Kitabın yazarı James Sire, diğer insanlar tarafından tutulmuş olan "yanıbaşımızda" yaşayan zihinsel evrenleri anlamaları için okuyucuları çeşitli dünya görüşlerini gözden geçirmeye davet etmektedir.

Bir dünya görüşü resmi bir felsefe ile aynı şey değildir; aksi taktirde sadece profesyonel filozoflar için olmuş olurdu. Sıradan insanlar bile gerçeğin nasıl işlev gördüğü ile ve nasıl yaşamaları gerektiği ile ilgili fikirleri vardır. Tanrı'nın benzerliğinde yaratılmış olduğumuzdan hepimiz hayattan bir anlam çıkarmak için arayıştayız. Bazı fikirler bilinçsizken diğerleri bilinçlidir fakat birlikte gerçeğin az çok tutarlı bir resmini meydana getirirler. Al Welters dünya görüşleri ile ilgili bir kitabında, insanlar "tamamen keyfî fikirlere sahip olmaktan ya da tamamen ilkesiz kararlar almaktan acizdirler" diye yazmaktadır. Doğal olarak makul ve sorumluluk sahibi varlıklar olduğumuzdan "yaşamak için bir inanca, rotamızı belirleyecek bir tür haritaya ihtiyacımız olduğunu" sezmekteyiz.

Bu biçimde bir "haritaya" ihtiyacımız olduğu fikri öncelikle Kutsal Kitabın insan doğasına ilişkin görüşünden ortaya çıkmaktadır. Marksist, insan davranışının en son olarak ekonomik koşullardan biçimlendiğini söyleyebilir; Freudyen , herşeyi bastırılmış cinsel isteklere atfedebilir; ve davranışçı psikolog, insanları uyarıcıya yanıt veren mekanizmalar olarak görebilir. Fakat Kutsal Kitap yaptığımız seçimlerde önem vermediğimiz faktörün en son inancımız veya dinsel adanmamız olduğunu öğretmektedir. Hayatımız, Kutsal Kitabın Tanrı'sı veya onun yerine geçen bir başkası olsun, taptığımız "tanrı" tarafından şekillendirilmektedir.

Dünya görüşü terimi Almanca'da dünyaya bakışın bir yolu anlamına gelen Weltanschauung (Welt = dünya; schauen = bakmak) kelimesinin çevirisidir. Alman Romantizmi, resmi felsefede olduğu kadar sanatta, edebiyatta ve sosyal kuruluşlarda da, kültürlerin, hayata belirli bir bakış açısının veya çağın ruhunun ifade edildiği herkesi etkileyen karmaşık bir bütün olduğu fikrini geliştirmiştir. O halde herhangi bir kültürün ürünlerini görmenin en iyi yolu, altta yatan dünya görüşünü kavramaktır. Fakat elbette kültürler tarihin akışıyla değişmektedirler, dünya görüşünü açığa çıkaran görecelilik kavramının orijinal kullanımı buradan çıkmıştır.

Bu ifade Hristiyan çevrelerine, Abraham Kuyper ve Herman Dooyeweerd gibi Hollandalı neo-Kalvinist düşünürler aracılığıyla tanıştırılmıştır. Hristiyanların, belirli bir kültürün göreceli bir inancı olmaması fakat Tanrı'nın Sözü'ne dayalı, tüm zamanlar ve mekânlar için doğru olma özelliklerine sahip olmak üzere, eşit biçimde etraflı ve Kutsal Kitaba dayalı bir dünya görüşü - hayata dair, özel Hristiyan kültürü formlarına ulaştıran bir bakış açısı - geliştirmedikleri sürece içinde yaşadıkları çağın ruhunun karşısında olamayacaklarını tartışmışlardır.


Sadece Akademik Değil

Dünya görüşü kavramı geçerlilik kazandığı sürece tümü kolaylıkla yanlış da anlaşılabilir. Bazıları onu üzerinde uzmanlaşılacak başka bir akademik konu - bir zihin egzersizi veya " nasıl/how-to " stratejisi saymaktadır. Diğerleri dünya görüşünü sanki daha etkili aktivizm için bir araç, bir kültür savaşı silahıymışcasına ele almaktadır. Ne yazık ki, başka diğerleri de onu yeni şişirilmiş bir sözcük veya toplumun gözlerini kamaştırmak ve bağışta bulunan kimseleri çekmek için bir pazarlama hilesi saymaktadır.

Gerçek dünya görüşü düşüncesi bir akıl stratejisinden veya güncel olaylar içinde yeni bir gezintiden çok daha ötededir. Özünde ruhsal karakterimizi ve yaşamlarımızın niteliğini derinleştirici özelliktedir. Aklımızın evrenin Rabbine boyun eğmesiyle - O'nun tarafından öğretilmeye karşı bir isteklilik - başlar.



Dünya görüşü incelemelerinde lokomotif kuvvet "Tanrı Rab'bi tüm yüreğinle, tüm canınla ve tüm anlayışınla sevmeye" bağlılık olmalıdır (bkz Luka 10:27).
______________________________________

Bu yüzden entellektüel büyüme için çok önemli olan koşul ruhsal büyümedir, Tanrı'dan " Safsataları ve Tanrı bilgisine karşı diklenen her engeli yıkıyoruz, her düşünceyi tutsak edip Mesih'e bağımlı kılıyoruz " lütfunu istemektir (2. Korintliler 10:5). Tanrı sadece canların Kurtarıcısı değil aynı zamanda yaradılışın Rabbidir. Onun Rabliğini tanımamızın bir yolu da yaratılışın tüm yönlerini O'nun gerçekliğinin ışığında yorumlamaktır. Tanrı'nın sözü tüm düşüncelerimize ve hareketlerimize yeni bir perspektif sunan gözlükler haline gelir.

Kutsallaşmanın her alanında olduğu gibi aklın yenilenmesi de acılı ve zor olabilir. Esinini Mesih'e karşı fedakârlık gerektiren bir sevgiden ve O'nun Vücudu’nu, kiliseyi, oluşturmak için duyulan yakıcı bir arzudan alan çok çalışma ve disiplin gerektirir. Mesih'in aklına sahip olabilmek için Mesih'le beraber çarmıha gerilmeye, bizi nereye götürürse O'nu takip etmeye istekli olmalıyız - bedeli ne olursa olsun. " Tanrı'nın Egemenliğine, birçok sıkıntıdan geçerek girmemiz gerek» diyorlardı” (Elçilerin İşleri 14:22 ). Acı ateşleri içinde arınma sürecinden geçtikçe arzularımız saflaşır ve Rab'bin "Egemenliğin gelsin" Dua'sını yerine getirmek için, zihinsel güçlerimiz dahil, varlığımızın herbir parçasının boyun eğmesinden başka birşey istemediğimizi farkederiz. O'nun dünyada bir Hristiyan dünya görüşü geliştirilmesine yönelik amaçlarını öne almak için tüm yeteneklerimizi ve armağanlarımızı O'nun ayaklarına sermeye can atarız. Bunun anlamı O'na adanma ve hizmet yoluyla , tüm benliğimizi Tanrı'nın iradesine teslim etmemiz demektir.

Dünya Görüşü Eğitimi

 Bu kitap dünya görüşü konusunu üç anlayış ipliğini dokuyarak ele almaktadır.

1.Bölüm Hristiyanlığı dinsel gerçeklik alanıyla sınırlayan, çift fikirli kafalar ve parçalanmış yaşamlar yaratan dünyevî/kutsal ikiliğine ışık tutmaktadır. Kişisel bütünlüğü bulabilmek