1 Aralık Dünya AIDS Günü'nde küresel alanda her yıl milyonlarca kişinin hayatına mal olan hastalığa karşı verilen mücadele yeterli olmaktan oldukça uzakta. 2004 yılı içerisinde küresel alandaki tüm çalışmalara karşın 4,9 milyon kişi AIDS hastalığına yakalandı. AIDS nedeniyle ölenlerin sayısı ise 3,1 milyon olarak gerçekleşti. Ölenlerin 510 bini ise çocuk.
AIDS göstergeleri tüm istatistik alanlarında yükseliş kaydederken özellikle Doğu Asya, Doğu Avrupa ve Orta Asya'da çok ciddi artışlar görüldü. Doğu Asya'da AIDS hastalığına yakalanan insanların sayısı yüzde 50 oranında artarken Çin hastalığın yeni bir yayılma merkezi haline geldi.
En çok kadınlar etkileniyor
Güney Afrika ülkeleri için ise AIDS artık kaybolan bir nesil demek. 25,4 milyon insanın hastalıkla boğuştuğu bölge dünyadaki AIDS hastalarının yüzde 64'ünü barındırıyor. Bu bölge nüfusunun da yüzde 7'sine denk bir oran. Fakirlik ve açlıkla boğuşan bölgede AIDS nedeniyle bu sene içerisinde 2,3 milyon kişi hayatını kaybetti.
Karayipler de AIDS'in en çok etkilediği bölgelerden biri. Hastalık 15-44 yaş grubu arasında yaşanan ölümlerin önde gelen nedeni haline gelirken son yıllarda artan kampanyalarla AIDS'in yayılması bir nebze de olsa kontrol altına alınmış durumda.
2004 yılında AIDS konusunda öne çıkan en önemli gerçeklerden biri de hastalıktan en çok kadınların etkilenmesi. BM verilerine göre AIDS'e yakalananların yüzde 57'sini kadınlar oluşturuyor. 15-24 yaş grupları arasındaki AIDS hastalarının da yüzde 76'ı genç kadınlar.
AIDS'le mücadele için çabalar halen yetersiz
2004 yılında her ne kadar AIDS ile mücadele açısından önemli gelişmeler yaşansa da hastalığın önüne geçilmesi konusunda halen ciddi yetersizlikler söz konusu.
2004 yılı özellikle AIDS eğitimi konusunda önemli adımlar atıldı. Bu süre içerisinde orta öğretimde hastalığın önlenmesi konusunda eğitim alan öğrencilerin sayısı hastalığın yaygın olarak görüldüğü bölgelerde 3 kat arttı.
Yine AIDSli annelere çocuklarını hastalıktan korumaya yönelik uygulanan tedavilerde yüzde 70 oranında artık görülürken tedavi gören AIDS hastası sayısı ise yüzde 56 artmış durumda.
AIDS nedir?
AIDS'e kişinin bağışıklık sistemine zarar veren , hastalıklara, tümörlere ve nörolojik bozukluklara karşı savunmasız bırakan,hızla değişen bir virüs sebep olmaktadır. İlk olarak 1981'de bir hastalık olarak tanınmış ve bağışıklık sistemini yıkan virüs, HIV olarak adlandırılmıştır. Bu virüsün Afrika kaynaklı olduğunu inanılır. Çünkü Afrika'da şempanzeler eti için avlanmaktadır ve bu virüsün insanlara vücutlarında olan yaralara şempanze kanının bulaşması aracılığıyla geçtiği düşünülmektedir.
HIV virüsünün vücudun bağışıklık sistemindeki, lenfositleri çalıştırıp, antikorları üreten hücrelere zarar verdiği görülmektedir. Vücut günde milyarlarca lenfosit üreterek virüsün kopyalarına karşı savaş verse de bağışıklık sistemi sonunda yenilmekte ve vücut fırsatçı hastalıklara ve kansere karşı savunmasız kalmaktadır.
Bazı insanlar hastalığı kaptıktan kısa bir süre sonra grip tarzı belirtiler gösterir fakat birçoğunda hiçbir belirti olmaz.Yetişkinlerde ciddi belirtilerin görülmesi, birkaç ay içinde yada yıllar sonra gerçekleşebilir. Belirtiler, hastalığı doğum esnasında kapmış bebeklerde genellikle yaşamlarının ilk iki yıl içinde gelişir. Ciddi belirtilerin ortaya çıkmasından önce hastalığı kapmış kişi ateş, kilo kaybı, ishal, aşırı yorgunluk,cilt kaşıntısı yada hafıza problemleri yaşayabilir.
HIV virüsü sıradan temaslarla bulaşmaz. Kan,kan ürünleri, göğüs sütü gibi vücut sıvılarının karşılıklı olarak değiş tokuş edilmesi ve uyuşturucu kullananlar arasında aynı şırıngayı kullanma gibi faaliyetler sonucu gerçekleşir. Hamilelik esnasında ya da doğum sırasında anneden bebeğe geçmesi de mümkündür. Tükürük, gözyaşı, sidik, dışkı ya da ter virüsün bulaşmasında etkili değildir.
Ecrire un commentaire - Voir les commentaires - Recommander



