Concours

W3C

  • Flux RSS des articles

Texte libre

St Jean BaptVaftizci aziz Yahya

Chasteté et la lutte contre les pensées charnelles :
- Saint Jean le Précurseur (sa synaxe)
- Saint Dimitri le Megalomartyr (sa vie)
- Saint Moïse le Hongrois
- Saint Jean aux longues souffrances
- Saint Théodore de Byzance, Martyr
- Saint Ignace de l'Athos, Martyr
- Sainte Thomaïs
- Saint Martinien
- Saint Basile de Mangasée
- Sainte Marie l'Egyptienne (sa vie)
- Saint Joseph le Patriarche
- Sainte Suzanne
- Sainte Anysia la Vierge-Martyre

Troubles psychiques :
-
Saint Nahum (sa vie)
- Sainte Anastasie (sa vie)
- Saint Gérasime de Céphalonie, pour les possédés.

Afflictions :
- Saint Job aux Longues Souffrances
(sa vie)
-
Saint Eusthate et sa famille (sa vie)
-
Saints Quarante Martyrs de Sébaste (leurs vies)
- Saints Quarante Martyrs d'Amorium
- Saint Pimène aux Longues Souffrances des Grottes de Kiev

Situation, entrevue difficile :
- Saint Prophète David
(sa vie)
- Saint Patrick d'Irlande (sa vie - sa prière)

Empoisonnement :
-
Sainte Anastasie (sa vie)

Secours spirituel, consolation, componction :
-
Saint Ephrem le Syrien (sa vie)
- Saint Alexis l'Homme-de-Dieu (sa vie)
- Saint Séraphim de Sarov (sa vie)

Pour une bonne fin de vie :
-
Saint Archange Michel (sa synaxe)
-
Saint Niphon, Patriarche de Constantinople

Cancer :
- Saint Nectaire d'Egine (sa vie)

Procès, captivité :
- Saints Onuphre le Grand et Pierre de l'Athos (la vie de St Onuphre)
- Saint Georges le Megalomartyr (
sa vie)
- Saint Syméon le Theodoque (
sa vie)

Détresse, pauvreté :
- Saint Nicolas (sa vie)
- Saint Martin de Tour (sa vie)
- Saint Jean l'Aumonier (sa vie)
- Saint Jean de Cronstadt

Peste :
- Saint Charalampos (sa vie)
- Sainte Marina (sa vie)
- Saint Bessarion (sa vie)

Magie, démons :
-
Saint Cyprien et Sainte Justine (leur vie)
- Saint Théodore Sycéote
- Saint Métrophane de Voronèje

Fransizca bilenler için geçici olarak asagidaki siteye basvurmalarini salik veririm :

http://monastere-orthodoxe.chez.tiscali.fr/pages/saintsainvoquer.html

 

Recommander

Calendrier

Novembre 2009
L M M J V S D
            1
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30            
<< < > >>

Publicité

Jeudi 2 décembre 2004

Kiliseden tahliyeler başladı
 

Beytüllahim'deki Milad Kilisesi'nde bulunan Filistinliler, 5 hafta süren kuşatmanın ardından kiliseden çıkmaya başladı

Beytüllahim'deki Milad Kilisesi'nde 5 haftayı aşkın süredir İsrail kuşatması altında olan Filistinliler, varılan anlaşma üzerine dışarıya çıkmaya bayşladı.

13 kişilik ilk grup, kilisenin ana kapısından çıktıktan sonra, silahlı İsrail birliklerinin gözetiminde dedektörlerden geçerek otobüslere bindi. 

Kıbrıs Rum Kesimi'ne gidecek bu grubu taşıyan otobüs, daha sonra havaalanına hareket etti. 

Bu arada, Filistinli militanlardan birinin sedyeyle taşındığı görüldü. Militanın İsrail askerleriyle girdiği bir çatışmada yaralandığı öğrenildi.

İNGİLİZ UÇAĞI GÖNDERİLDİ 
    
13 Filistinliyi almak üzere, bugün sabah saatlerinde Kıbrıs Rum Kesimi'nden bir İngiliz askeri uçağı, İsrail'e hareket etti. 

Kıbrıs Rum Kesimi, dün akşam AB temsilcileriyle yapılan görüşmeler sonucu, 13 Filistinliyi geçici olarak kabul edeceğini bildirmişti. 

İsrail'in en çok arananlar listesinde bulunduğu belirtilen 13 Filistinli'nin, pazartesi gününe kadar Kıbırs Rum Kesimi'nde kalması bekleniyor. Bu Filistinli'lerin gönderileceği Avrupa ülkesinin de aynı gün, AB dışişleri bakanları tarafından yapılacak toplantıda belirleneceği belirtiliyor. 

Anlaşmaya göre, daha sonra kiliseden, Gazze'ye nakledilecek 26 Filistinli ile serbest bırakılacak 85 sivilin dışarı çıkacağı belirtildi. 

 
(aa)

http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~275@nvid~125523,00.asp

 

Par Dursun GURSOY - Publié dans : Iç ve dis aktüalite
Ecrire un commentaire - Voir les commentaires - Recommander
Jeudi 2 décembre 2004
Dinler ve zihinler

Mine G. Kýrýkkanat

'Adnan el-Hattan, Bahreynli bir þeyh. Bahreyn'in baþkenti Mename. Mename'nin en büyük camii El Fatih. Adnan el-Hattan, cuma namazlarýný Fatih Camii'nde kýlmaya alýþýk. Zaten cami de Þeyh Hattan'a alýþýk. Fatih Camii'nde özel namazlýk yeri ve özel seccadesi var. Ancak geçen cuma, camiden içeri giren Hattan, gözlerine inanamýyor: Ona ayrýlmýþ yer ve seccadenin üstünde tanýmadýðý bir molla namaza duruyor. Hattan þeyh ya, gazaba geliyor ve beraberinde getirdiði korumalarýna, 'Tez kovun þu kendini bilmezi,' buyuruyor. Korumalar, kendini bilmezi yaka paça çekiþtirince, mollanýn yakasýndan önce sakalý düþüyor. Bir de bakýyorlar ki sakalýn altýnda 40 yaþlarýnda bir kadýn var! Þeyh Hattan merhamete geliyor ve cuma namazýnda erkeklerle 'eþit' saf tutabilmek için sakal takan sofu kadýný resmi güvenlik güçlerine teslim etmek yerine, camiden attýrmakla yetiniyor. Olayýn sonucu, Marianne dergisine 'Þeyhin Ýslami hoþgörüsü!' yorumuyla yansýyor.
Semra Uzun, Almanya Berlin doðumlu tesettürlü bir Türk kýzý. Ailesi Semra'ya Türkiye'den koca ithal ediyor ve henüz 15 yaþýndayken amcasýnýn oðlu Cengiz'le zorla evlendiriyor. Ancak Cengiz, Almanya'ya uyum saðlayamýyor (Semra'nýn ailesi ne kadar saðladýysa...) ve kocasýndan sürekli dayak yiyen Semra, 'eþi'nden ayrýlýyor. Üç yaþýndaki kýzýný alýp bu kez teyzesinin oðlu (sýðýnmacý) Þeref Y. ile yaþamaya baþlayan genç kadýn, 20 yaþýnda ikinci çocuðunu doðuruyor. Henüz 21 yaþýna bastýðýnda da eski kocasý ve amcasýnýn oðlu Cengiz tarafýndan 30 býçak darbesiyle, sokak ortasýnda öldürülüyor. Annesi gözleri önünde öldürülen 3 yaþýndaki Eda, geceleri çýðlýk çýðlýða uyanýyor. Altý aylýk Berdan ve Eda'yý kimlerin büyüteceðine Berlin Gençlik Dairesi karar verecek, önümüzdeki günlerde.
Altý yaþýndaki Türkiye doðumlu Yasemin'in annesi Avusturyalý, babasý Türk. Babasýndan ayrýlan annesi tarafýndan Avusturya'ya kaçýrýlýyor. Türk baba Türkiye'de mahkeme açýyor ve Yasemin'in velayetini kazanýyor. Türkiye'nin adli kararýna uyan Avusturya polisi, küçük kýzý gece yarýsý annesinin Lienz'deki evinden alýp Türkiye'ye gönderiyor. Avusturyalý anne Franziska Kobal, ülkesinin medyalarýna: "Ýstanbul'da kýzýmýn babasýyla yaþayacaðý Fatih semti, küçük bir Tahran.." diye aðlýyor.
OFPRA, Fransýz devletinin 'vatansýz ve sýðýnmacýlarý koruma kurulu'nun kýsaltýlmýþ adý. Fransa'dan sýðýnma ve oturma izni isteyen kaçak göçmenlerin taleplerini inceleyip karara baðlýyor. Mebzul miktarda Türk vatandaþý, oturma ve çalýþma izni alabilmek için OFPRA'nýn kapýsýný aþýndýrýrken, Fransa'ya sýðýnmak için icat ettikleri gerekçelerle Fransýz yetkililere parmak ýsýrtýyor, çevirmenlere ise týrnak kemirttiyorlar. Geçen hafta Mehmet Þ. Adlý bir Türk vatandaþý vardý kurulun karþýsýnda. Boynuna el kadar bir haç takýp gelmiþ, 'Ben Ermeni'yim, Türkiye'de dövüldüm, sövüldüm,' diye anlatýyor. Kurul, 'Ama nüfus kâðýdýnýzda Ýslam yazýyor,' diye þaþýyor. Mehmet Þ. 'Zorla yazdýlar,' diyor. 'Ermenice biliyor musunuz?' sorusuna yanýtý, 'Yassahtý, okutmadýlar.' Arada bir boynundaki haçý öpüyor, 'Vallah Ermeni'yim!' diye aðlýyor. Kendisini Ermeni diye yutturmaya çalýþan Bursalý Müslüman Türk Mehmet Þ.'nin Fransa'daki kaderi henüz meçhul. Ancak bir önceki hafta, Diyarbakýrlý Kürt Müslüman bir Türk vatandaþý daha kurnaz çýkýyor, Fransa'daki Ortodoks bir rahipten aldýðý 'Rum Kilisesi'nde vaftiz edilmiþtir,' belgesiyle 'sýðýnmacýlýða' hak kazanýyor OFPRA'dan...
Alman Focus dergisi, geçen haftaki sayýsýnda Baþbakan Tayyip Erdoðan'ýn 'Hýristiyan AB'nin Müslüman Türkiye'yi kabulü gerektiðine' dair görüþlerine yer veriyor. Tesettürlü eþine, aile yaþamýna deðiniyor ve Erdoðan'ýn kýzlarýnýn, baþlarýný açmayý reddettikleri için Türkiye'de okuyamayýp ABD'de öðrenim gördüklerini konu ediyor.
17 Aralýk yaklaþýyor ve Avrupa, kara kara düþünüyor, sayýn seyirciler. Türkiye ve Türklerden çok, Ýslam dinini ve Müslüman zihnini.


 

Par luka - Publié dans : Iç ve dis aktüalite
Ecrire un commentaire - Voir les commentaires - Recommander
Mercredi 1 décembre 2004

Ortodokslugu tanitan kisisel web sayfama hosgeldiniz !

ORTODOKSLUGUN ÖZLÜ TANIMI :
Ortodoks kilisesi yedi ökümenik konsilin mirascisidir .

ORTODOKSLARIN TEMEL INANCLARI :

A) Allah Oglu Mesih Isa yaratilis bakimindan insan bedenine büründü , o haldeki insanda onda inayet yoluyla
tanri olsun
diye ( bakiniz : 2Petrus 1 , 4 ; Romalilar 8 , 14-17 ve 13 , 14 ve Efesliler 4 , 23-24 ve ayni mektubun 2 , 15-16 ) vs ,,,
insanin vokasyonunu dogrulayan çok sayida ayetler çogaltilabilinir .

B) Insanin yüregi Allah’la birlesmeyi özler .

C) 325’de Iznik’te ve 381’de Istanbul’da toplanan iki konsilde uygun görülen asagidaki kredoya
inanç bagliligini sürdürür
.
IZNIK- ISTANBUL KREDOSU :

Yer ve göklerin , görünen ve görünmeyen varliklarin yaraticisi kâdiri mutlak Bir BABA Allah’a
iman ederim .

Allah’in biricik oglu Rab Isa Mesih’e , bütün çaglardan önce Baba’dan dogmus olduguna
, ve her seyin onun vasitasiyla yapildigina
, biz insanlar için ve kurtulusumuz için göklerden indigine , Kutsal-Ruh’tan ve bakire Meryem Ana’dan
cisimleserek insan olduguna
, Pantoslu Pilatosun zamaninda bizim için haça gerildigine , izdirap çekip ölüp gömüldügüne
, Yazilara göre üçüncü gün dirildigine
, göklere çiktigina , ve Baba’nin saginda oturduguna , ölenleri ve yasayanlari yargilamak için
büyük izzetle geri gelecegine
, ve egemenliginin sonu olmayacagina iman ederim .

Ve yasam veren Rab Kutsal-Ruh’a , Baba’dan geldigine , Baba ve Ogul’la yüceltilip tapinildigina , peygamberler
vasitasiyla
konustuguna iman ederim .

Kutsal , katolik ve elçisel bir tek kiliseye iman ederim .

Ölülerin dirilmesini ve sonsuz yeni yasami beklerim .



AMIN !

« Rab Mesih’in Incil’ini bozulmamis sekilde korur ve Onun bize verdigi inanca uyariz , bu inanci her türlü
kirlenmeden ve
alçalmadan essiz bir hazine ve üstün degerli bir yapit olarak dokunulmaz koruruz « . 1718 ’ de
kaleme alinan patriklerimizin
mektubunun bu hatirlatmasi ortodokslugu karakterize eden seyi hemen özetler , yani onun gerçek imanin dogrulanmasinda
ve bildirgesindeki
degizmezligini , geçmise sadik kalmadaki kararliligini , ilk Yüzyilin kilisesiyle canli sürekliligin korunmasini
ve bu mirasi
gelecek nesillere iletmedeki görevini yerine getirmeye çalisir . Yunan’ca etimolojisine göre ortodoks
sözcügü « dogru » anlamina
gelen « orthos » « görüs, yargi , itibar , ve izzet » anlamina gelen « doxa »
sözcügünden türemistir . Kilise ve çöl baba’lari
ortodoks sözcügünü hem kiliseyi adlandirmak için ve hemde hakikattaki ( Mesih’e anistirmada
bulunarak ) övgüyü göstermek için
kullanirlar . Ortodoks sözcügü bunun için gerçek imanin es anlamidir , yani gerçek izzet
yada gerçek ibadettir . Bunun için
ortodokslar kiliselerinin Allah’i olmasi gerektigi gibi izzetlendiren gerçek imanin tasiyicisi olduklarina iman
ederler ,
ve bu inanci yeryüzündeki Mesih’in kilisesi sayarlar . Ortodoks kilisesinin geregi ve istedigi eksotik ve dogusal
degil fakat
« evrensel » ve daha basitçe hiristiyan kilisesi olmaktir . Bütün Ökümenik konsillerin
en önemli inanç bildirgesi iznik-istanbul
kredosudur , ki 680’de toplanan altinci konsil en kusursuz « iman kurali » olarak bu kredonun üstünlük
karakterini dogrulamistir
. Bu kredo aksam ve gece offislerinde oldugu gibi her ökaristik kutlamadada okundugundan Eski ve Yeni Ahit’le birlikte
ökümenik
konsillerin kuramsal tanimlamasi olarak sürekli ve geri alinamaz bir üstünlük tasiyan bütün
hiristiyan dogmalarini görkemlice
itiraf eder .

IMAN VE AYIN

Kilise yedi sakrömen kabül eder ve onlari yasaminin merkezine oturtur . Her sakrömen’de görülmeyen
( buna ruhsal inayet yada
kayra denir ) ve görülebilen ( dis belirti ) ikililiginden dolayi sakrömen’lere sir( mystère )
denir . Her sakrömen kilisenin
biricik sirri oldugundan , Kutsal-Ruh’un eylemince etkili kilindigindan imanlilarin sanktifikasyonuna ( kutlulasmasina
) yarayan
ayinsel eylemdir . ( Bunlarin biçiminin kullaniminda Roma kilisesiyle önemli farkliliklar vardir )



Bu sakrömen’ler sunlardir :



1) Vaftiz .

2) Krismasyon ( Chrismation ) « vaftiz aninda kutsal yag ile yaglanarak imanli meshettirilinir » .

3) Ökaristi .

4) Tövbe etmek .

5) Ordinasyon ( göreve atanacak kisinin üzerine episkopaslar tarafindan eller konarak yapilinir ) .

6) Evlilik .

7) Hastalarin kutsal yag ile ovulmasi ( onction des malades ) .



Bunun disinda sakrömen’tal karakteri olan diger eylemlerinde oldugunu belirtmek gerekir .

a) Monastik kiyafetin alinmasi .

b) Alti Ocak’ta Teofani’de sularin kutsanmasi ( Buna Rabbimizin vaftizide denir )

c) Cenaze törenleri servisleri ( not : ölülerin yakilmasi yasaktir ve büyük günah sayilmaktadir
)



Ilk yüzyilda oldugu gibi bugünde ortodoks kilisesinde hiristiyanliga girisin üç sakrömeni ( vaftiz
, krismasyon ve komuniyon
) birbirine siki sikiya baglidir . Yas farki olmaksizin Mesih’in üyesi olan bir ortodoks bunun tüm ayricaliklarini
ayni anda
alir . Vaftiz Baba , Ogul ve Kutsal-Ruh adiyla yapilinir . Hafta içi günlerin ve pazarlarin alisilagelmis litürjisi
Aziz Krizostomun
( St- Jean Chrysostome ) ve « önceden kutsanmis aziz armaganlarin tasiyicisi ( liturgie de présanctifiés
) ise pazarlarin
, kutsal persembe ve kutsal cumartes’inin disinda büyük oruç haftasinin günlerinde kutlanir , buna
konsekrasiz ( sans consécration
) liturji denir .



Hastalarin kutsal yag ile ovulma sakrömeni yanlizca bedeni iyilestirmekle kalmaz , ayni zamanda günahlarin bagislanmasi
içindirde
. ( bakiniz 1Yakup 5,14-15 ) Bu sakrömen hastaligin ciddiyeti ne olursa olsun her hastaya yöneliktir . Ayrica ,
bütün otrodoks
hiristiyanlar buna kutsal bir haftada yilda bir kez alirlar . Bu sakrömen iki amaçlidir : birincisi iyilesme için
digeri ise
ölüm yoluyla hastaliktan kurtulmaktir .



Kilise üç ordinasyonu kabül eder :



1) DIYAKONA .

2) RAHIPLIK .

3) EPISKOPAZLIK .



Not : Bunun disinda son bir kaç yildan beri kadinlarin diyakonesinin yeniden kurulmasi için ( ki buna kanonik
açidan bir engel
yok ) yogun tartismalar devam ediyor . Tartismalari izledigim kadariyla gelecek bir kaç yil içinde kadinlarinda
diyakonaya
ordinasyonu mümkün olacak .



Diyakralar ve Rahipler evlenebilirler , fakat evlilikleri ordinasyondan önce olmali ! Episkopazlar ( gözetmenler
) kesisler
arasindan seçilirler ; bununla birlikte bosanmis bir kiside eger monastik yemini yapmissa episkopas olabilir .



Diyakrayi ve rahibi yanlizca episkopas ordine ( ordination ) edebilir . Yeni bir episkopazin atanmasi ise en az iki veya üç
episkopaz tarafindan yapilinir . Bunun liturjik töreninde toplanan tüm halk yani Allah’in halki AXIOS diyerek
yeni episkopazi
tasdik ederler . AXION’un anlami : < o layiktir > anlamindadir .





BAYRAMLAR VE ORUCLAR :



Kilise takvimi 1 Eylül’den itibaren baslar . Bayramlar arasinda PASKALYA bayramlarin bayramidir , çünki
Mesih ölümlerden dirilmistir
, ölümle ölümü yenmistir , mezarda olanlara yasam vermistir . Hiristiyan ortodoks ögretisi Mesih’in
dirilisine çok önem vermektedir
. Paskal’yanin disinda özel olarak önemli on iki bayram daha vardir :



1) Aziz Meryem Anamizin dogumu : ( 8 Eylül )

2) Haçin yükseltilmesi ( Exaltation de la Croix ) : 14 Eylül

3) Bakire Meryemin tapinaga girisi ( 21 Kasim )

4) Mesih’in dogumu ( 25 Aralik )

5) Teofani ( Mesih’in vaftizi ) : 6 Ocak

6) Rab Mesih’in tapinaga sunulusu ( présentation ) : 2 Subat

7) Anonsiyasyon ( annonciation ) Mesih’in dogumunun Meryeme bildirilisi : 25 Mart

8) Kûdüse giris ( 8 Nisan )

9) Asensiyon ( Mesih’in göge yükselisi , paskalyadan kirk gün sonra kutlanir ) : 25 Mart

10) Pentekot ( paskalyadan 50 gün sonra kutlanir )

11) Transfigurasyon ( 6 Agustos )

12) Meryem Anamizin uyumasi ( 15 Agustos )





Can ve beden olarak insani bütünlügü içinde gören ortodoks kilisesi bedenide tipki can gibi
ayni yoksunluga ( ascétisme )
davet eder . Buradaki yoksunluk-acsétisme’in anlami cani ve bedeni günaha götürücü tutkulardan
kurtarmak anlamindadir . Kilise
takvimi dört büyük oruç dönemini kapsar :



a) Büyük oruç Paskalya’dan yedi hafta önce baslar ve Paskalya gecesi ( Mesih’in görkemli
dirilisi ) sona erer .

b) Pantekottan yedi gün sonra pazartesi günü baslayip ve 28 haziran’da son bulan Mesih’in ögrencileri
( aziz petrus ve
pavlus ) için oruç : buda bir haftayla alti hafta arasinda degisir .

c) Asompsiyon ( Meryem Anamizin uyumasi ) orucu ise 1 Agustostan 15 Agustos’a kadar sürer .

d) Noel orucu 40 gündür ve 15 Kasim’dan 24 Aralik’a kadar devam eder



Genel olarak ve bu oruç dönemlerinin disinda her çarsamba ve Cuma günleride oruç tutulunur
( buna haçin anilma = commémoration=
günleri denir .





IKON :



Ikon Allah’i tanimanin ve onunla bütünlesmenin bir aracidir . O süsleyici bir eleman olarak tanimlanamaz
nede kutsal yazilarin
bir illüstrasyonu olarak . Tersine , Allah’i bize güzellik yoluyla erisilebilen kilan liturjiye baglidir .
Eski Ahit’te Allah
kendini yanlizca söz ( kêlam ) yoluyla gösteriyordu . Fakat Söz beden oldu . Bununla birlikte kendini
gösterenin benzeyisi
temsil edilebilinir . ( st-jean damascéne ) . Mesih yanlizca Allah’in kelimesi ( sözü ) degil fakat
onun imajidirda . enkarnasyon
ikonu yaratir , ikonda enkarnasyonu . St-jean damascéne , ikonlarin savunulmasinda , söyle diyor : « maddeye
tapmiyorum ,
fakat ikon’da benden ( bizden ) dolayi madde olan ve bunun vasitasiyla beni kurtaran maddenin yaraticisina tapiyorum
» .



Mesih’i tasvir etmek ( imajini yapmak ) kilisesel üyelerini tasvir etmektir . Ikon bize yanlizca beden olan Allah’i
degil
fakat tanri olan(kutsalliga erismis ) insanida gösterir . Eskatolojik bir perspektiften ikon insanin gerçek yüzünü
, onun
ebediyat yüzünü Allah’in hayran kaldigi ve insanin vokasyonunu gerçeklestirmekten ibaret oldugu
bu sakli yüzü telkin eder
. Fakat , Tanrisalligin kaynagi Baba’ya gelince yedinci konsil onu tasvir etmeyi yasaklamistir , yanlizca beden olan
Allah’in
kelimesi Mesih’in disinda . Ikon bize insan kisiliginin tanrilasmasini ve evrenin kutlulasmasini önceden hissettirir
, yani
seylerin varliklarin gerçekligini ……

Kutsal yazilarin bize sözle dedigini ikon bize onu renk yoluyla müjdeler ve yine onu bize mevcut kilar ( istanbul
konsili
680 ) : Allah’in kiralligina açik bir pencere olarak ikon böylece her türlü basit ve salt illustrasyonu
ortadan kaldirir .
Keza ikon hiç bir zaman yüce olani ( BABA’yi ) çizmez , nede onu esya haline sokar , fakat tam tersine
onun beden olan varligini
çizer . Ve her sey tek hatirlatmaya dogru yönelir : Mesih’in ve onun sakrömenlerinin disinda ebedi
yasam yoktur . Son olarak
ikon bize Ruh’un tanikliginin yanlizca hizmet degil ayni sekilde sanat olmasinida hatirlatir . Insan’da Allah’in
yüzünün güzelligini
her insan varliginda ortaya çikaran yüregimizin gözündeki bütünlesme sanati yanlizca Allah’ta
duran her insanin yüzünü desifre
etmeye muktedirdir ve buda bize erisilmez olan Allah’in dünyanin her türlü güzelligiyle ve tüm
yüzler arasinda bize erismek
olacagindandir .





GÜZELLIK ALLAH ’ TIR :



Ortodoks tinselliginin ( spiritualité ) baska bir düsüncesi ise güzelliktir ( beauté ). Güzelligin
, siirin , sessizligin
anlamini yitirdigimizde adalet ve ekmet istemek neye yarar ? , çünki insan sadece adalet ve ekmekle yasamaz ,
fakat güzelliklede
yasar ( Allah kendi sözü gibi güzelliktir , O GÜZELLIKTIR ) . En güzel yüz en yaralanmis , en
vurulmus yüzdür , haç üzerindeki
Mesih’in yüzüdür . Tek güzellik budur ( bakiniz : 1korintliler 1 , 22-30 ; 2 , 9 ) ve kutsalin yasamini
açiklar ve ona erismeye
çalisma istegidir .





METANUA :



( metanua = pismanlik , tövbe etme , dönme anlamindadir ve Allah’a gitmek için dünyadan vazgeçen
ruh’un eylemidir .



Tövbe etmeye ve alçakgönüllülüge ( l ’ humilité ) önem veren ortodoks tinselligi
Kutsal-Ruh’un esiniyle degerlerin ( mérites
) yani üstün islerin edintisini bilmez ( bakiniz Yakup 2 , 18-24 ; Romalilar 4 , 4-6 ) vs … ) . Ortodoksluga
göre kutsallik
transparandir ( transparence ) , Tanrisal varolusa katilistir , tövbe etmenin yoludur . Allah’in armagani , sonra
insanin
onu kabüllenmekteki özgür seçimi , onu kendi yasamiyla bütünlestirmekteki özgürlügü
. O halde inayet ( kayra ) ve özgürlük
ayri ayri kavranamaz . Ve Allah’in inayeti kurtuluslarindan kaçan insanlarda konut kuramayacagi gibi , insansal
erdemde inayete
yabanci canlari olgunluga ( yetkinlige ) eristirmez . Iste bu anlamdadirki büyük hünerli islerin edintisini
kabül etmeyiz
. Bütün ortodoks tinselligi tövbeden ( métanoïa ) geçer ve her türlü dua teknigide
tövbe üzerine asilanmistir . Bu sözcük
kisisel varolusun bilinçli araci olarak ruh’un inanç degistirmesini belirtir . Insan dünyayi kollektif
yada biyersel bir benligin
etrafinda ve Tanri sevgisini kendi egosuna yansimasi etrafinda olusturmustur . Fakat ( métanoïo ) yoluyla insan
mutlak olani
(Allah’i ) varolusunun merkezine koyar . Bu andan itibaren kendi öz sefaletini ve derin uçurumlarini kesfeder
. Ve o zaman
umuda ve imana yönlendiren inayeti ( kayrayi ) diler . Onun ruh’u Allah’in inayeti yoluyla nesnel olarak kendi
sefaletinin
bilincine vardigi andan itibaren varliginin bu tinsel dönüsümüdür pismanlik . O zaman insan inayetin
alicisi olur . Insanin
katilasmis yüregi gözyaslari içinde eriyecektir , vaftizin temizleyici suyunu hatirlatan armagandir bu .
Ortodokslukta gözyaslarinin
armaginindan geçmeyen her türlü tinsel deneyim eksiktir , çünki bu tas duyarsiz ve kati yüreginin
Allah’in inayetine duyarli
bir yürek olmasi gerektigi her türlü girisimi yapmadigi anlamina gelir . Insan tövbe etmenin bu derecesine
eristigi andan
itibaren göz yaslari ve tövbeden yüregine geçmeyen sevinç gelecektir ( bakiniz Yuhanna 14 , 27
ve 15 , 11 ) , çogu kez ortodoks
metinlerde « mutlu büyük aci » terimlerini buluruz .



MESIH ’ IN DUASI :



Mesih’in duasi tek bir cümleden ibarettir . Kesisler bu duayi her gün yaparlar : “ Ya Rab Isa Mesih Allah’in
Oglu ben günahkara
merhamet eyle „ . Bu dua ayni sekilde Luk’a incilinde taniklanan ( luka 18 , 13 ) vergi görevlisinin duasidir
. „ Tanrim ben
günahkara merhamet et „ . Kendini bu duada gören kusurlu insan yüregi kusurlulugunu kabül ettigi
oranda ve hatta uyku aninda
bile onu söyleyecektir ve Rab’bin evine aklanmis olarak girecektir . Bu duada kendimizde içsellestirtigimiz
Mesih Ismi’dir
ve imdada bir çagridir ,“ Rabbim Isa bana merhamet et „ . Bu alçakgönüllülügün
bir firsati ve ona bütün genisligini veren
Mesih’in isminin yakarilmasidir . Bu dua adeta hiristiyan duasini özetler , bunun vasitasiyla insanin yüregi
Mesih’in isminin
alicisi olur ve Tanrisal enerjiyi iletir . Ortodoks teolojisinde „öz“ ile „enerji“ arasinda bir farklilik
vardir . Allah kendi
özünde erisilmez , keza insan kendi kosulunu asamaz . Insan yaratilmis bir varliktir , yaratici degil . Insansal
öz Tanrisal
öz degildir . Bu düzeyde Allah erisilemez . ( Kutsal üçlük bir sirdir ) . Fakat Allah kendini dünyada
gösterir . Allah’in
bu dünyadaki belirmesi ortodokslukta Allah’in enerjisi olarak tanimlanir . Ve bu düzeyde Allah ortaklik olunabilinir
. Yine
bu düzeyde insan Allah’in dünyadaki belirmesine katilabilir . Bundanda katilim komuniyon istegine dayali bulusma
dogar . Mesih’in
duasinda her sey onun ismi etrafinda kiristellesir , insanin caninda yankilasir ve Mesih’le sürekli komuniyon halinde
kalir
. Buda insani sürekli erinçlige , iç barisa götürür . Onun isminin anilisi ortodoks dogunun
tipik duasi olmustur : Isa’nin
duasi Tüm yasamimizla ve nefesimizle kaynasmis olsun “ . Bu dua tüm incilin mesajidir . Baslangiç ve
son Mesih’in isminin
„varolma-sakrömen“ yüklenilmis tek bir sözde toplanir . Bu duayi kendi duamiz yaptigimiz zaman uykuda
oldugu gibi insanin
nefesinde kendini söylettirecektir . < uyuyorum , fakat ruh’um uyanik > (kantik 5 , 2 ) . Bu duayi içsellestirme
ve kendini
Rab’bin Ruh’uyla yenileme istegi Incilsel yasam yoluyla Ruh’un armaganlarinin kazanilmasidir hedeflenen amaç .

.

Par Dursun GURSOY - Publié dans : Ortodoks kilisesinin özgünce tanimi
Ecrire un commentaire - Voir les commentaires - Recommander
Mercredi 1 décembre 2004

Komsu Sevgisi


Aziz Silouane : Düsmanlarini sevemeyen ne Rab'bi taniyabilir nede Kutsal-Ruh'un tatliligini .



Bizim için Tanri'nin merhameti ne kadar sinirsizdir !
Bir çok güçlü ve zengi insan Rab'bi ve onun çok temiz Annesini görmeyi arzulamistir . Fakat , Tanri zenginlige degil alçakgönüllü can'a belirir .
Niçinpara ? Aziz Spiridon yilani altina dönüstürmüstür . Bizim Rab'bin disinda hiç bir seye ihtiyacimiz yoktur . Yasamin dolulugu ondadir .
Eger Rab bize bu dünyanin çok sayida seynin sirrini bilmeyi müsaade etmediyse buna ihtiyacimiz olmadigindandir . Tek aklimizla tüm yaratimi bilemeyiz .
Fakat varolan herseyin , yerin ve gögün yaraticisi bize onu Kutsal-Ruh yoluyla tanimayi saglar . Ayni Kutsal-Ruh'ta Tanri'nin Annesini melekleri ve azizleri taniriz ve ruh'umuz onlar için sevgiyle yanip tutusur .
Kutsal-Ruh insan'a hem düsmanlari sevmeyi hemde onlara kendi öz çocuklari gibi merhamet etmeyi ögretir .
Düsmanlarina ve kilisenin düsmanlarina cehennem atesinde iskenceler ve cehennem azabi dileyen insanlar vardir . Bunu Kutsal-Ruh'tan Tanri'yi sevmeyi ögrenmedikleri için düsünürler . Sevmeyi ögrenen tüm dünya için gözyaslari döker .
Sen sÿle diyorsun : ' Bu bir katildir , gidip cehennem atesinde yansin ' . Fakat ben sana soruyorum : ' Tanri sana cennette iyi bir yer verse ve kendisi için inkenceler arzuladigini görsen ( o kim olursa olsun hatta kilisenin düsmani olsa bile ) ona o zaman merhamet etmeyecekmisindir ?
Yahut demir bir yüreginmi olacak ? Fakat cenette demire ihtiyacimiz yok . Orada herkesi seven merhamet Mesih'e ve alçakgönüllülüge ihtiyacimiz var .
Düsmanlarini sevmeyen Tanri'nin inayetine sahip olamaz :
Ya Rab , bize Kutsal-Ruh'un yoluyla düsmanlarimizi sevmeyi ve onlar için gözyaslarimizla dua etmesini ögret . Ya Rab bütün haklarin seni tanimasi ve sevgini ögrenmeleri için yeryüzüne Kutsal-Ruh'u ver . Ya Rab sen düsmanlarin için dua ettigin gibi bizede Kutsal-Ruh'la düsmanlari sevmeyi ögret . Ya Rab , bütün haklar senin ellerinin isidir ; Onlari kinden ve kötülüklten tövbeye yöneltki onlarda senin sevgini bilsinler .
Ya Rab , düsmanlari sevme emrini verdin , fakat inayetin bizde degilse bunu yapmak bize zor . Ya Rab inayetini yeryüzüne yay ve bütün haklara senin sevgini tanimayi ve bizi bir anne gibi , hatta anne'dende daha fazla sevdigini ögret : bir anne çocugunu unutabilir , fakat sen hiç bir zaman unutmassin ; Keza sen yaratigini ölçüsüz seversin ve sevgi unutmaz . Merhametli Rab , inayetinin zenginligiyle bütün haklari kurtar .
Rab'be izzet olsun , keza bizi yetim birakmadi ; fakat Kutsal-Ruh'u yeryüzüne yolladi . Kutsal-Ruh can'a insanlar için derin bir sevgiyi ve bütün yoldan çikanlar için merhamet verir . Rab kaybolanlara acimistir ve biricik Oglunu onlari kurtarmak için yollamistir . Kutsal-Ruh ayni bu merhameti cehenneme gidenler içinde ögretir . Fakat Kutsal-Ruh 'u almayan düsmanlari için dua etmeyi istemez .
Abba Paissios Mesih'i ret eden ögrecilerinden biri için dua ediyordu . ve dua ederken Rab ona görünüp söyle dedi : ' Paissios , kimin için dua ediyorsun ? Onun beni inkar ettigini bilmiyormusun ? ' Fakat o ögrencisine acimaya devam ediyordu ve Rab ona su yaniti verdi : ' Paissios , sevginle bana asimile oldun ' .
Iste barisi bu tarzda buluruz ve baska yol yoktur .
Eger bir insan dua edip çok oruç tutup fakat düsmanlar için sevgisi yoksa can'inda baris tasiyamaz .Kutsal-Ruh bu sevgiyi bana ögretmemis olsaydi bundan bahsedemezdim .
Insan kardesini tatlilik ve sevgiyle ele almali . Tek bir hiçlik düsüncesi ugruna bile barisi kaybederiz . Kendini kardesinin üzerinde görmek , birini yargilamak , kardesini sevgisiz ve tatliliksiz elestirmek asiri hosgörüsüzlükle yemek yemek yada dua etmek gibi tüm seyler barisi kaybettirir .
Tüm yüregimizle düsmanlarimiz için dua etme ve onlarin sevme aliskanligini kazanirsak baris daima canlarimizda duracaktir , fakat kardesimize kin kusup yada onu yargilarsak ruhumuz karanlasicaktir ve barisi ve Tanri’ya güvenli yaklasimimizi kaybederiz .
SORU : Bir yükümlülük yerine getiren bagimliliginda olanlar itaatkar olmazsa nasil barisi koruyabilir ?
Onun için zordur . Barisi korumak için onun insanlari itaatkar olmasa bile Rab’bin onlari herseye ragmen sevdigini , kurtuluslari için acilar içinde öldügünü ve onlar için büyük bir istekle dua etmek gerketigini hatirlamasi gerekir . O zaman Rab dua edene dua verecektir . Dua edenin ruhunun , deney yoluyla , Tanri’ya güven ve sevgiyle yaklastigini bileceksindir . Ve sen kafir bir insan olmana ragmen Rab sana duanin ürünlerini tatmayi nasip edecektir . Baglilarin için bu sekilde dua etme aliskanligin olursa can’in derin bir baris ve büyük bir sevgi tatacaktir .
SORU : Bagimli biri eger yüksegi ( bagli oldugu kimse ) kötü ve sinirli birisiyse can’inin barini nasil koruyabilir ?
Kizkin bir insan bizzat kendi kötü bir ruh tarafindan provoke edilen büyük bir aci çeker . Bu iskenceyi kibirinden dolayi geçirir . Bagimli olan ise her ne olursa olsun bunu bilmeli ve yükseginin hasta can’i için dua etmeli . Rab onun sabrini görerek ( bagimli olana ) günahlarinin affini ve durmak bilmeyen duayi verecektir . Bize karsi günah isleyenler ve aci çektirenler için dua etmek Tanri’nin önünde büyük bir istir . Dönüste Rab sana inayetini verip Rab’bi Kutsal-Ruh yoluyla taniyacaksindir ve ondan dolayi tüm büyük acilari sevinçle çekeceksindir . Rab sana tüm dünyayi sevmeyi nasip edecektir . Hararetle bütün insanlar için iyilik isteyeceksindir ve kendin dua ettigin gibi herkes içinde dua edeceksindir .
Fakat insan düsmanlarini yanlizca Kutsal-Ruh’un inayeti yoluyla sevebilir . Bunun için biri seni yaralar yaralamaz onun için Tanri’ya dua et ve barisi Tanrisal inayeti koruyacaksindir . Yüksegine karsi mirildanip onu elestirirsen seninde bizzat kendin onun gibi öfkeli olacaksindir .

Tüm varligimizla Rab’den bize tüm insanlari sevme gücünü vermesini istemezsek barisa sahip olamayiz . Rab biliyorki düsmanlarimizi sevmezsek can’imizda barisimiz olmayacak ve bunun için bize su emri vermistir : « düsmanlarinizi seviniz » . Onlari sevmessek can’imiz zaman zaman ancak belli bir rahattlikta olacaktir . Onlari seversek baris gece ve gündüz can’imizda taht kuracaktir .
Can’inda Kutsal-Ruh’ça verilen barisi koru . Kardesine baris verirsen Rab sana ölçüsüzçe daha fazlasini verecektir . Fakat , kardesine ceza çektirirsen can’ina büyük bir aci yüklenecektir .
Baskasi hakkinda kötülük düsünürsen kötü bir ruhun sende yasadiginin ve sana insanlara karsi kötü düsünceler esinlediginin isaretidir . Ve eger biri tövbe etmeksizin ve kardesine affetmeksizin ölürse o, zaman can’i kendine egemen olan ham ruh’un oturdugu yere inecektir .
Bizim su yasamiz var : sen affedersen buda Rab’binde seni affettigi anlamina gelir . Sen kardesine affetmezsen buda günahin halen sende oturdugu anlamina gelir .
Rab komsumuzu sevmemimizi istiyor . Rab’bin onu sevdigini düsünüyorsan buda demek oluyorki Rab seninledir . Rab’bin kendi yaratigini çok sevdigini düsünüyorsan seninde bizzat kendin her yaratik için merhametin vars ave ayni zamanda kendini insanlarin en kötüsü sayiyorsan buda gösteriyorki Kutsal-Ruh’un büyük inayeti seninledir .
Kendinde Kutsal-Ruh’u tasiyan insan , hatta doluluk içinde olmasa bile , gece ve gündüz bütün insanlar için elem çeker . Yüregi Tanri’nin bütün yaratiklari için merhametle doludur ve özellikle Tanri’yi tanimayan yada ona karsi duran ve bu nedenden dolayi cehennem atesine gidecek olan insanlar için . Kendinden daha fazla onlar için dua eder , ki herkes tövbe edip Rab’bi tanisin diye .
Bir çok aziz sehit Rab’bi ve iskenceler sirasinda kurtarisini tanimistir . Bir çok kesis çileli büyük basarilar yerine getirip Rab’bin sevgisi ugruna zahmetli çabalara katlanmislardir . Onlarda Rab’bi taniyip kendilerinde yasayan tutkulari yenmek için mücadele ederler . Tüm evren için dua ettikleri için Tanrisal inayet onlara düsmanlarida sevmeyi ögretir . Onlari ( düsmanlari ) sevmeyen haç üzerinde ölen Rab’bi taniyamaz . Bize kendinde izlenecek bir örnek birakip düsmanlarimizi sevme emrini vermistir .
Rab sevgidir . Bize birbirlerimizi ve düsmanlarimizi sevmeyi emretmistir ve Kutsal-Ruh bize Sevgiyi esinler .
Kutsal-Ruh yoluyla Rab’bi taniyan Rab’be benzer . Aziz Yuhannanin dedigi gibi « Ona benzeyecegiz , çünki onu oldugu gibi dörecegiz » ve onun izzetini görecegiz .
SÜREKLI OLARAK RAB ’ BE BANA DÜSMANLARIN SEVGISINI VERMESI ICIN YALVARIYORUM .
Ya Rab sen iyisin .
Merhametine tesekkür ederim :
Kutsal-Ruh’unu üzerime yaydin ve sevgini benim için tatmayi nasip ettin ; Benki o denli büyük bir kâfirim ve can’im sana senin erisilmez isigina yükseliyor .
Sen kendini can’a esinlemezsen kim senin gibi merhametli Rab’bi taniyabilir ?
Can seni gördü ve Yaratanini ve Tanri’sini kabül etti .
Can’im daima doyumsuzca seninle olmak istiyor , çünki onu sevginle kendine çektin ve can’im senin tanidi .
Ya Rab insan’in can’inin ne kadar zayif ve günahkâr oldugunu biliyorsun ;
Fakat sen merhametli Rab can’a seni sevme gücünü verirsin .
Can , düsmanlarin kendisinden almak istedigi alçakgönüllügü kaybetmekten korkar . Keza ozaman inayetin cani terkeder .
Dönüste Rab’bime ne vereyim ?
Ben igrenç’cim , Rab bunu bilir , fakat can’imi alçaltmayi ve komsumu hatta bana karsi günah isledigi zaman bile sevmeyi severim .
Tanri’nin merhameti yoluyla Tanri ve komsu sevgisini ne oldugunu kavradim . Gece ve gündüz Rab’den bu sevgiyi istedim ; Rab bana göz yaslari Verdi ve tüm dünya için agladim , fakat birini yargilayip ona tepeden bakarsam gözyaslari tükenir ve can’im ruh’sal çöküntüye düser ve yeniden Rab’den af dilemeye baslarim ve merhametli Rab ben kâfire affeder .
Kardesler , Tanri’min yüzü önünde yaziyorum . Yüreklerinizi asagilayiniz ve yeryüzünde Rab’bin merhametini göreceksinizdir . Göksel Yarataninizi taniyip can’iniz onu sevmekle doymayacaktir .
Düsmanlar için dua etmedikçe can baris bulamaz . Tanri’nin inayetinin dua etmeyi ögrettigi can her yaratigi merhametle sever ve özel olarak insani . Haç üzerinde Rab insanlar için elem çekti ve cani aramizdan herbirimiz için can çekismedeydi .
Rab bana düsmanlarin sevgisini ögretti . Tanrisal inayetten yoksunsak düsmanlari sevemeyiz , fakat Kutsal-Ruh sevmeyi ögretir ve o zaman cinler için bile merhametimiz olacaktir , çünki onlar iyilikten kopup alçakgönüllügü ve Tanri sevgisini kaybetmislerdir .
Size yalvariyorum , bir deneme yapiniz . Biri size karsi günah isliyor yada sizi horluyorsa yada size ait olani elinizden kopariyorsa veyahutta kiliseye zulüm ediyorsa Rab’be söyle dua ediniz : “ Ya Rab hepimiz senin yaratiklariniz ; hizmetçilerine merhamet et ve onlari tövbeye dönder “ . O zaman can’inda algilanircasina inayeti tasiyacaksindir .
Baslangiçta yüregini düsmanlarini sevmeye zorla ; Rab senin iyi niyetini görerek sana herseyde yardim edecektir ve deneyimi bizzat kendi seni egitecektir . Düsmanlari için kötülük dïsünende Rab’bin sevgisi yoktur ve Tanri’yi tanimamistir .
Düsmanlarin için dua edersen baris üzerine gelecektir ve onlari seveceksindir . Bilki büyük bir Tanrisal inayet sende yasiyordur . Bunun eksiksiz oldugunu demiyorum , fakat kurtulus için yeterlidir . Tersine düsmanlarina küfür edersen kötü bir ruh’un sebde yasadiginin ve yüregine kötü düsüncelerin girdiginin isaretidir ; Keza Rab’binde dedigi gibi iyi ve kötü düsünceler yürekten gelirler .
Iyi insan söyle düsünür : “ hakikatten uzaklasan her insan kaybina gider ” ve bunu için ona merhamet eder . Fakat Kutsal-Ruh’dan sevmeyi ögrenmeyen insan kuskusuz düsmanlari için dua etmeyecektir . Kutsal-Ruh’dan ögrenen ise tüm yasami boyunca kendilerini kurtaramayanlar için elem çekecektir . Insanlar için çok sayida göz yasi dökecektir ve Tanrisal inayet ona düsmanlarini sevme gücü verecektir . Sen onlari sevmiyorsan en azindan onlara ters davranma ve onlara beddua etme . Ve bu senin için bir ilerlemedir . Fakat biri onlara beddua edip küfür ederse açiktirki seytan ondadir ; Tövbe etmezse ölümünde cinlerin yasadigi yere gidecektir . Rab her tür can’i böyle bir talihsizlikten korusun .
Kibir bize inayeti kaybettirir ve ayni zamanda Tanri sevgisini ve duadaki yilmazligi . Can o zaman kötü düsünceler tarafindan hirpalanir ve kendini asagilamak gerektigini ve düsmanlari sevme geregini ve bu olmaksizin Tanri’ya hos olamayacagini anlamaz .
Sen söyle diyorsun : « Düsman Kutsal Kilisemize zülüm ediyor . Nasil onu sevebilirim ? Buna sana söyle yanit vereyim : “ Senin fakir can’in ne Tanri’yi nede Tanri’nin bizi ne kadar sevdigini ve hangi istekle bütün insanlarin tövbe edip kutuluslarini bekledigini tanimamistir . Rab sevgidir ; Yeryüzünde can’a düsmanlari sevmeyi ve onlarinda kurtulmalari için dua etmeyi ögreten Kutsal-Ruh’u vermistir . Iste sevgi budur . Fakat onlari eylemlerine göre yargilarsak bir cezayi hak ederler »
Rab bize sunu emretmistir : Düsmanlarinizi seviniz ( Matta 5 , 44 ) . Onlar kötülük yaparken özellliklede kiliseye onlari nasil sevebiliriz ?
Rab Kudüs yoluna dogru ilerken samaritenler onu karsilamayi ret etmislerdi . Aziz Yuhanna ve Yakup gökten atesin inmesini ve onlari yok etmesini dilemislerdi . Fakat Rab onlara inayetle sunu dedi : « Ben insanlari kaybetmeye degil , fakt kurtarmaya geldim » ( luka 9 . 54-56 ) . Böylece bizimde tek bir dÜSüncemiz olmali : « herkes kurtulsun » . Can düsmanlara merhamet eder ve onlar için dua eder , çünki onlar gerçeklikten uzaklasip cehenneme gidecektir . Iste düsmanlar için sevgi budur . Yahuda Rab’be ihanet ederken Rab onu inayetle ele aldi . Bizde kaybolan için inayetle davranmamiz gerekir ve o zama Tanr’inin merhametiyle kurtulacagiz .
Amin !
Türkçeye çeviren Dursun GÜRSOY

Par Dursun GURSOY - Publié dans : Azizlerin yazilari
Ecrire un commentaire - Voir les commentaires - Recommander
Mercredi 1 décembre 2004

ASAGIDAKI YAZI AZIZ SILOUANIN RUHSAL DENEYIMINE AITTIR :

Kendini Tanri’inin iradesine terketmek büyük bir iyiliktir . O zaman yanlizca Rab can ’ dadir ; Oraya baska düsünceler girmez . Dua berrakraklasir ve yürek , hatta beden elem çekerken bile Tanri’ nin sevgisini hisseder .

Bir can kendini tümüyle Tanri’nin iradesine terkettigi vakit , Rab’bin bizzak kendisi ona kilavuzluk etmeye baslar . Can baska zamanlar Yazilar ve ögretmenler tarafindan egitilirken o zaman dogrudan dogruya Tanri tarafindan egitilir . Fakat can’in ögretmeninin Rab’bin bizzat kendisi olmasi ve onu Kutsal-Ruh’un kayrasiyla egitmesi seyrektir . Bunu deneyleyenler çok az sayidadir : onlarki yanlizca Tanri’nin iradesine göre yasayanlardir .

Kibirli (gururlu ) insan Tanri’nin iradesine göre yasayamaz , keza o kendi kendisini yönlendirmeyi sever . Insanin tek akli yoluyla ve Tanri’dan vazgeçerek kendi kendini idare edemeyecegini o anlamaz . Bende ayni sekilde dünyadayken ve ve daha henüz Rab’bi ve onun Ktsal-Ruh’unu tanimamisken Rab’bin bizi ne kadar sevdigini bilmiyordum . Ve kendi öz aklima bel bagliyordum . Fakat Kutsal-Ruh yoluyla Tanri’nin oglu Rab’bimiz Isa Mesih’i tanidigim vakit o zaman can’im kendini Tanri’ya terketti . Ve o zamandan beri basima gelen tüm tecrübeleri kabül ediyor ve söyle diyorum : « Rab beni görüyor , kimden korkarim ? » . Fakat baska zaman böyle yasayamiyordum .

Kendini Tanri’nin iradesine terkeden için yasamak çok daha kolaydir , çünki hastalik’ta , fakirlikte ve zulümlerde bile söyle düsünür : « Bu Rab’bin hosuna gidiyor ve bende buna günahlarimdan dolayi katlanmaliyim .

Iste bir çok yillardan beri bas agrisindan elem çekiyorum ve ona tahammül bana zor , fakat bu bana iyilik ediyor , keza can hastalik yoluyla alçakgönüllü oluyor . Can’imin dua etmeye ve uyanik durmaya yakici bir istegi var , fakat hastalik bana bunu yapmama engel oluyor , keza hasta bedenin dinlenmeye ve sakinlige ihtiyaci vardir . Rab’be beni iyilestirmesi için çok dua ettim , fakat Rab duami kabül etmedi . Buda bunun bana yararli olmayacaginin isaretidir .

Fakat baska bir defa Rab’bin beni çabucak isitip beni kurtardigi olmustu : bir bayram günü yemekhanede balik servisi yapiyorduk . Yemek yerken derince bogazimda kalan bir kilçik yuttum . Aziz Pantéléimon’u anip ondan beni iyilestirmesini istedim , çünki doktorlarda bu kilçigi bogazimdan çikaramiyorlardi . Ve “ iyilestir ” sözcügünü telaffuz eder etmez can’ima su yaniti aldim : “ yemekhaneden çik , derince solu ve kilçik kanla çikacaktir ” . Ve aynisini yaptim . Disari çiktim , derince soludum , öksürdüm ve büyük bir kilçik kanla birlikte fiskirdi . Ve anladimki Rab beni bas agrilarimdan iyilestirmiyorsa böylece aci çekmenin bana yararli olacagi anlamina geliyor .

Dünyada en degerli sey Tanri’yi tanimak ve kismide olsa onun iradesini sezebilmektir .

Tanri’yi taniyan can her seyde kendini Tanri’nin iradesine terketmeli ve onun önünde korkuda ve sevgide yasamali.
Sevgide , keza Tanri sevgidir .
Korkuda , keza her hangi bir kötü düsünceyle Tanri ’ ya aykiri davranmamakta özenli olmak gereklidir .

Hey Ya Rab , sen öyle etki Kutsal-Ruh’un kayrasiyla savunulmus olup senin kutsal iradene göre yasayalim .

Kayra bizimleyken ruh’umuzu güçlendirir . Fakat onu kaybettigimiz vakit zayifligimizi kesvederiz . Görürüzki Tanri olmaksizin iyi bir düsünceye bile varamayiz .

Merhametli Tanri , sen bizim dayanaksizligimizi bilirsin . Senden sunu istiyorum : bana alçakgönüllü bir can ver , keza merhametinle alçakgönüllü can’a iradene göre yasama kuddreti verirsin . Ona tüm sirlarini açinlarsin ; Ona seni tanima ve hangi sonsuz sevgiyle bizi sevdigini anlamayi nasip edersin .

Tanri’nin iradesine uygun olarak yasayip yasayamadigimizi nasil bilebiliriz ?

Iste bir ipucu :
Bir seyin yoksunlugu sana aci çektiriyorsa kendini tümüyle ,( bir yandan onun iradesine göre yasama izlenimine sahip olurken ) , Tanri’nin iradesine terketmedigindendir .

Tanriya göre yasayan hiç bir sey için kaygi duymaz . Ve bir seye ihtiyaci varsa o seyi oldugu gibi kendisinide Tanri’ya baglar . Ve ihtiyaci oldugu seyi elde edemezse her seye ragmen sanki elde etmis gibi sakin durur .

Kendini Tanri’nin iradesine terkeden insan hiç bir seyden korkmaz : ne firtinadan ne hirsizlardan nede hiç bir seyden . Ve basina ne gelirse gelsin kendine söyle der : « bu Rab’bin hosuna gidiyor » .

Iste böyledirki can’da ve bedende baris korunur .

Kendisi için kaygi duyan can’i Tanri’da baris bulacak biçimde Tanri’nin iradesine kendini terkedemez . Fakat , alçakgönüllü can kendini TANRININ IRADESINE TERKEDER VE ONUN ÖNÜNDE KORKU VE SEVGI ICINDE YASAR :
Korkuda : Tanri’ya karsi hiç bir seyde günah islememek için .

Sevgide : keza can Rab’bin bizi ne kadar sevdigini bilir .

En iyi is kendini Tanri’nin iradesine terketmek ve tecrübelere umutla dayanabilmektir .
Rab elemlerimizi görerek bizi güçlerimizin disinda yükle yüklemeyecektir . Acilarimiz bize o denli agir görünüyorsa kendimizi Tanri’ya terketmedigizin isaretidir .

Her seyde kendini Tanriya terkeden can onda erinç bulur , keza deney ve Kutsal Yazilar yoluyla bilirki Rab bizi seviyor ve bize göz kulak oluyor , biryandan her seyi kayrasi yoluyla barista ve sevgide yasatarak .

Kendini Tanri’nin iradesine terkeden hasta , fakir ve zulüm çekecek olsa bile hiç bir seyden elem çekmez . Can bilirki Rab bize sevecenlikle özen gösterir . Kutsal-Ruh Tanrisal islere taniklikta bulunur . Fakat itaatsiz ve kibirli insanlar kendilerini Tanri’nin iradesine terketmek istemezler , keza onlar kendi öz iradelerini yerine getirmek isterler , buda can için o denli tehlikelidir .

Abba Poemen söyle diyor : « irademiz Tanriyla biz arasinda çelik bir duvar gibidir ve bizi ona yaklasmaya ve onun merhametini görmeye engel olur » .

Rab’bin emirlerini kolayca yerine getirebilmek için daima Rab’den can’nin barisini dilememiz gerekir ; Keza Rab iradesini yerine getirmeye çalisanlari sever ve onlarda Tanri’da büyük bir baris bulurlar .

Tanri’nin iradesini yerine getiren her seyden memnundur , çünki Rab’bin kayrasi onu sevinçli kilar . Fakat kismetinden hosnutsuz olan , hastaligindan yada kendisine suç isleyenden yakinan kendisinden Tanriya karsi minnattarligi kaldiran kibirli ruh içinde bulundugunu iyi anlasin .

Alçakgönüllü can daima Tanriyi hatirlar ve söyle düsünür : « Tanri beni yaratti , benim için elem çekti , günahlarimi bana bagislar ve beni teselli eder ; Beni besler ve beni bakima alir . Öyleyse niçin kaygi duyayim yada ölüm beni tehdit etse bile kimden korkayim ? » .

Rab kendini Tanri’nin iradesine terkeden her can’i aydinlatir , keza O söyle demistir : « sikinti gününde beni an ve sen bana hamt edeceksindir ( Mezmur 49 , 15 ) .

Her hangi bir seyden saskina düsen can Rab’bi sorgulamali ve Rab onu aydinlatacaktir . Buda özellikle talihsizlik ve huzursuzluk içinde olundugu zaman içindir . Insan ruhsal baba’sinida sorgulamali , keza buda çok alçakgönüllü bir tutumdur .

Inayetiyle Rab insan’a tecrübeleri minnattarlikla tahammül edilmesi gerektigini ögretir . Tüm yasamim boyunca elemimden dolayi tek bir kez defa mirildanmadim , fakat her seyi Tanri’nin elinden sagaltici bir ilaç olarak kabül ettim . Daima Tanri’ya sükrettim ve bunun için Rab bana büyük acilari kolayca tahammül etmemi bana nasibetti .

Yeryüzündeki tüm insanlar elemi anlatirlar . Ve Rab’bin bize gönderdigi elemler büyük olmamasina ragmen insanlara çekilmez görünüp onlari ezerler . Buda onlarin ne can’larini asagilamadiklarindan nede kendilerini Tanri’nin iradesine terketmek istemediklerinden gelir .

Fakat , kendilerini Tanri’ya terkedenleri Rab’bin bizzat kendisi kayrasiyla götürür . Onlar herseyi sevdikleri Tanri sevgisi yoluyla cesaretle çekerler ve bu sevgiyle ebediyen izzetleniceklerdir .

Yeryüzünde insan elemden kaçamaz . Fakat , kendini Tanrinin iradesine terkeden ona kolayca katlanir . O elemleri görür , fakat Tanri’ya umut eder ve elemlere katlanir .

Mesih’in Annesi haçin önünde dururken acisi kavranilamayacak biçimde büyüktü , çünki oglunu tahmin edemecegimizden daha fazla seviyordu . Ve bilirizki ne kadar seversek o kadarda elem büyüktür . Insan varligi olarak Tanri’nin Annasi onun acisina katlanamamis olurdu , fakat kendisini Tanri’nin iradesine terketti ve Kutsal-Ruh onu güçlendirdi ve ona bu aciya katlanma gücü verdi .

Ve Rab’bin göge çikisindan sonra Tanri’nin tüm halki için acilarda büyük bir teselli oldu .

Rab yeryüzüne Kutsal-Ruh’u vermistir ve O’nun kendisinde yasadigi kimse cenneti kendisinde tasidigini hisseder .

Belki diyeceksiniz : « neden benim Böyle bir inayetim yok » ? çünki kendini Tanri’nin iradesine terketmedigin için , fakat keyfine göre yasadigin içindir .

Kendi öz iradesini seveni bakiniz ; hiç bir zaman can’inda baris yoktur ve herzaman doyumsuz ve hosnutsuzdur . Fakat kendini Tanri’nin iradesine terkeden temiz ( saf ) duanin armaganini alir .

Çok kutsal Meryem Anamizda kendisini böyle biçimde Tanri’ya terketmistir : « iste Rab’bin hizmetçisi , bana sözüne göre olsun » . Ve bizde ayni sekilde söyle dersek : « ben senin hizmetçinim , senin iraden olsun » ! , o zaman Incil’de Kutsal-Ruh tarfindan yazilan Rab’bin sözleri can’imizda kalacaklardir ve tüm dünya Tanri sevgisiyle dolacaktir . Yeryüzündeki yasam ne kadar sasirtici olacaktir ! O denli yüzyillardan beri Rab’bin sözleri tüm dünyada duyulmasina ragmen , bununla birlikte insanlar onlari anlamiyorlar ve kabül’de etmiyorlar . Fakat Tanri’nin iradesine göre yasayan yerde ve gökte izzetlenecektir .

Kendini Tanri’nin iradesine terkeden yanlizca Tanyi’yla mesgüldür . Tanrisal kayra ona durmaksizin duada kalmaya yardim eder . Hatta çalissa ve konussa bile can’i daima Tanri’dadir ve kendini Tanrisal iradeye verdigi vakit Rab ona göz kulak olur .

Kutsal gelenek derkirki kutsal aile ( Meryem ve Yusuf ) Misira yolculuk sirasinda bir haydur onlarla karsilasir ve onlara hiç bir kötülük yapmaz ve söyle bildirir : « Eger Tanri enkarne ( beden almis ) olmus olsaydi bu çocuktan daha güzel olmazdi ve onlari baris içinde yollarina gitmeye birakir .

Yirtici bir hayvan gibi hiç bir kimseyi kayirmayan bir haydur kutsal aileye kötülük yapmamasi sasirticidir . Cocugun ve tatli annesini gördügünde haydutun can’i duygulanmis ve Tanrisal inayet ona dokunmustur .

Sehitleri yada aziz insanlari gördüklerinde yumuksaklasan vahsi hayvanlarlada ayni sey olusur ve onlara hiç bir kötülük yapmazlar . Hatta cinler bile alçakgönüllü ve yumusak canlardan korkarlar : böyle bir can onlara ( cinlere ) itaakarlik , oruç ve dua yoluyla üstün gelir .

Sasirtici diger olgu : haydut çocuk-Mesih’e merhamet etmistir , fakat büyük rahipler ve eskiler onu haça çakilmasi için Pilat’a teslim etmistir ve buda dua etmedikleri ve Rab’den ne yapmalari gerektigi ve nasil davranmalari konusunda kendilerini aydinlatmasini istemedikleri içindir .

Bu yüzden sik sik sefler ve diger insanlar iyiligi ararlar , fakat onun nerede oldugunu bilmezler .Tanri’da olduklarini ve onun( iyiligin ) bize Tanri tarafindan verildigini bilmezler .

Ne yapmamiz gerektigini Rab’bin bize kavratabilmesi için daima dua etmemiz gerekir ve Rab bizi yanlis yol almaya birakmayacaktir .

Adem Havva’nin kendine verdigi meyve konusunda Rab’bi sorgulama bilgeligi olmadi ve böylece cenneti kaybetti . David « Ulri’nin karisini almam iyimidir » diye Rab’den dilemedi ve zina ve cinayet günahina düstü .

Günahlar isleyen azizler içinde bunun aynisidir ; Rab’be kendilerine yardim etmesi ve aydinlamasini için dua etmedikleri için günaha düserler . Sarovlu aziz Serafim söyle diyor : « kendi öz aklima dayanarak konusursam yanilgilar olusuyor » .

Fakat bazi yanilgilar bizim yetkinsizligimizden gelir ve günah degildirler . Bunun aynisi Tanri’nin Anne’sindede olmustur . Incil’de deniyorki Yusuf’un esliginde kudüsü terkettiginde Oglunun akrabalarla yada tanidiklarla yol aldigini düsünüyordu ve yanlizca üç günlük aramanin sonundadirki O’nu Kudüs tapinaginda yasa doktorlariyla tartisirken buldu ( Luka 2 , 44-46 ) .

Yanlizca Rab her seyi bilir ; Bize gelince , ne olursak olalim , yanilgilar islemekten kaçinmamiz için Tanri’ya bizi ayditlatmasi için dua etmemiz gerekir ve ruhsal babamizida sorgulamamiz gerekli .

Tanrisal Ruh herkesi farkli bir tarzda yönetir : biri çölün yanlizligina kaçar ve yüregin duasinda sabreder ; digeri inasanlar için Tanri katinda sefaatta bulunur ; birine Mesih’in sürünü ( toplulugunu ) gütme kabiliyeti verilmistir ; digerine Incil’i yaymak yada elem çekenleri teselli etmek verilmistir . Bir digeri komsusunu isi ve serveti yoluyla yardim eder . Ve tüm bunlar farkli derecelere göre verilen Kutsal-Ruh’un armaganlaridir : birine otuz , digerine altmis ve bir baska digerinede yüz ( Markos 4 , 20 ) .

Biz birbirlerimizi yüregin sadeligi içinde seversek Rab bize Kutsal-Ruh yoluyla bir çok mucizeler gösterecektir ve bize büyük sirlari açinlayacaktir .

Tanri doymayan bir sevgidir ….

Ruh’um Tanri’da devinimsizlesiyor ve yazmayi durduruyorum….

Rab’bin bizi yönettigi benim ne kadar açik . Onsuz iyi bir düsünceye dahi sahip olamayiz Bunu için Rab’bin bize kilavuzluk edebilmesi için kendimizi alçakgönüllüce Tanri’nin iradesine terketmemiz gerekir .

Hepimiz yeryüzünde üzülürüz ve özgürlük arariz , özgürlügün neden ibaret oldugunu ve nerede oldugunu bilen azdir .

Bende özgürlük istiyorum ve onu gece gündüz ariyorum . Anladimki o Tanri katindadir ve Tanri onu yüregi alçakgönüllü olanlara , tövbe edenlere ve Tanri’nin önünde kendi öz iradelerini kesip atanlara verir . Tövbe edene Rab barisini ve kendisini sevme özgürlügünü verir . Ve dünyada Tanri’yi ve komsuyu sevmekten daha iyi bir sey yoktur . Can barisi ve sevinci bunda bulur .

Hey yeryüzünün bütün haklari , sizin önünüzde diz çöküyor ve size yalvariyorum : MESIH’e geliniz . Sizin için onun sevgisini biliyorum . ve bunun için onu tüm yeryüzüne bagiriyorum . Eger bir sey bilinmiyorsa bundan nasil bahsedebiliriz ?

Belki soracaksindir : « insan Tanri’yi nasil taniyabilir » ? Fakat ben diyorumki biz Tanriyi Kutsal-Ruh’la tanidik . Sende eger kendini asagilarsan o zaman Kutsal-Ruh sanada Tanriyi ifsa( révéler ) edecektir . Ve sende onu tüm dünyaya müjdelemek isteyeceksindir .

Yasliyim ve ölümü bekliyorum . Insanlarin sevgisi ugruna hakikati yaziyorum . Onlar ugruna can’im elem içinde . Kurtaracak tek bir insan olsada yardim edecegim bir seyim olursa bundan Tanri’ya tesekkürler ebediyen sunacagim . Fakat yüregim tüm dünya için aci çekiyor , ki bütün insanlarin tövbe edip Tanri’yi tanimasi , sevgide yasayip ve Tanri’daki özgürlükten tat almalari için .

Hey yeryüzünün bütün insanlari , dua ediniz ve günahlariniza aglayiniz . Rab size onlari affedecektir . Af neredeyse özgürlük ve sevgide orada egemenlik sürer .

Rab kafirin ölümünü istemez , ve tövbe edene Kutsal-Ruh’un inayetinin armagini verir . Can’a baris ve ruh ve yüerk yoluyla Tanri’da varolma özgürlügünü verir . Kutsal-Ruh bize günahlarimizi affettigi vakit can Tanri’ya temiz bir yürekle dua etme özgürlügünü kazanir . O zaman özgürce Tanri’yi seyredebilir ve onda dingince ve sevinç içinde oturur . Gerçek özgürlük iste budur . Fakat Tanri’siz özgürlügü bulamaz , çünki düsmanlar can ’ i kötü düsüncelerle gaflete ugratirlar .

Tüm dünyaya hakikati diyorum : Tanri’nin önünde igrençcim . Tanri bana Kutsal-Ruh’un inayetini vermemis olsaydi , kendi kurtulusumdan umutsuzluga düsmüs olurdum . Kutsal-Ruh bizi egiter ve bunun için Tanri konusunda yaziyorum , keza O beni yazmaya iter .

Insanlara merhamet ediyorum . Agliyorum ve onlar üzerine sizlaniyorum . Düsünenler çoktur : « çok günah isledim , öldürdüm , sisdet uyguladim , yalan sahitlik ettim ve ahlâksizlik içinde yasadim ve daha çok seyler yaptim » . Ve utanç onlari( insanlari ) pismanlik yolunda baglamaya engel oluyor . Fakat sunu unutuyorlarki tüm günahlari Tanri’nin önünde denizde bir damla su gibidir .

Hey benim yeryüzünün tüm insan kardeslerim ,henüz daha zaman varken tövbe ediniz . Tanri sizin tövbenizi merhametle bekliyor . Tüm gök , tüm kutsallar ’ da bu tövbeyi bekliyor . Tanri sevgi sevgi oldugu gibi azizlerdede Kutsal-Ruh sevgidir . Isteyiniz ve Rab size affedecektir . Ve günahlarinin affini elde ettigin vakit can’inda sevinç ve nese olacaktir . Kutsal-Ruh’un inayeti can’ina girecektir ve sana söyle diyecektir : « iste gerçek özgürlük ; O Tanri’dandir ve Tanri’dan gelmektedir » . Tanrisal inayet özgürlügü kaldirmaz , fakat yanlizca Tanri’nin emirlerini yerine getirmeye yardim eder . Adem inayet içindeydi , fakat iradesi ortadan kalkmisti . Ayni sekilde meleklerde Kutsal-Ruh’da konut kurarlar , fakat özgür iradeleri onlardan alinmaz .

Bir çok insan kurtulus yolunu bilmez . Karanliklara düserler ve hakikatin isigini görmezler . Rab var oldu , vardir ve var olacaktir ve tüm insanlari sevecenlikle kendine çagirir : « hey elem çekenler ve agir yük altinda yorulanlar bana gelin ; beni taniyiniz ve ben size baris ve özgürlük verecegim » .

Iste gerçek özgürlük : Tanri’da olmak . Baska zamanlar bende bunu bilmiyordum . Yirmi yedi yasina kadar Tanri’nin var oldugunu düsünüyordum , fakat onu tanimiyordum . Can’im O’nu Kutsal-Ruh yoluyla tanidigindan beri büyük bir arzuyla O’na yöneliyor . Ve simdi O’nu gece ve gündüz yanan bir yürekle ariyorum .

Rab istiyorki birbirlerimizi sevelim . Gerçek özgürlük sundan ibarettir : Tanri içjn ve komsu için sevgiden . Esitlik ve özgürlük orada bulunur . Sosyal düzende esitlik olamaz . Fakat bunun can için önemi yoktur . Herkesin kiral yada sultan olmasi olanakli degildir . ; herker patrik bas rahip yada sef olamaz . Fakat her kosulda Tanri’yi sevip O’na hos olabiliriz . Herseyden önce önemli olanda budur .

Tanri’yi her seyde gücendirmekten korkmak – ki bu sevginin ilk derecesidir - ; ruh’unu tutkusal düsüncelerden korumak – ki buda ilkinden daha büyük sevginin ikinci derecesidir - Can’inda inayetin varligini hissetmek – daha büyük sevginin üçüncü derecesidir .

Dördüncü derece – Tanri için kusursuz sevgi – canda ve bedende Kutsal-Ruh’un inayetine sahip olmaktir . Bu tür insanin bedeni bile kutsallasir ve ölümünden sonra kutsal kalintiya dönüsür . Büyük azizler , peygamberler ve aziz çileciler bu dereceye ulasmislardir . Bu dereceye ulasan bedensel asiri istegin etkisinden uzaktir . Özgürce genç bir kizla ve onun için hiç bir istek duymaksizin uyuyabilirler . Tanri sevgisi genç bir kiz için sevgiden – dolulugu içinde herkesin çekildigi sevgiden - daha küvvetlidir . Keza Kutsal-Ruh’un tatliligi bütünlügü içinde insani yeniden dogurur ve ona Tanri’yi kusursuzca sevmeyi nasip eder . Eger can Tanri’sal sevginin dolulugu içinde bulunuyorsa , dünyanin onun üzerinde hiç bir etkisi yoktur . Insan yeryüzünde digerleriyle yasamasina ragmen Tanri için sevgisinde dünyada olan herseyi unutur . Talihsizligimiz sudurki ruhumuzun kibirinden dolayi bu inayette sabredetmedigimizdir ve inayet can’i terkeder . Can onu aglayarak arar ve sizlanarak söyle der : “ Can’im Rab’bi özlüyor „ .

Par Dursun GURSOY - Publié dans : Azizlerin yazilari
Ecrire un commentaire - Voir les commentaires - Recommander

Recherche

Texte libre

Anisi 18 kasim ve 1 Aralik ' ta kutlalan aziz anastasia sehit bir türktür ve onun gibi daha bilmedigimiz ve kesfedeceginiz daha nice ortodoks türke rastlamak kimseyi sasirtmasin .

Geçmisini  fransizca olarak koyuyuorum , fakat pek yakinda türkçelestirilecetir .

Le 18 novembre, mémoire du Saint Néomartyr ANASTASE de l'Epire et de DANIEL le musulman converti

Un jour qu'il partait moissonner avec sa soeur et d'autres Chrétiens de son village de l'Epire, Anastase rencontra sur le chemin une troupe de cavaliers musulmans conduite par Moussa, le jeune fils du gouverneur ottoman de la région. Frappé par la beauté de la soeur d'Anastase, celui-ci voulut s'en emparer pour en faire l'objet de son plaisir grossier. Mais Anastase se précipita audacieusement contre les Turcs et laissa à sa soeur assez de temps pour s'enfuir. Chassés par les Chrétiens, Moussa et ses complices allèrent se plaindre auprès du pacha. Celui-ci fit arrêter Anastase et, voyant son courage, entreprit de le convertir à l'Islam. Comme ni les menaces, ni les coups, ni la prison ne pouvaient ébranler la foi du jeune homme, les Turcs essayèrent de le corrompre par des propositions de gloire et d'honneurs mondains, mais ce fut tout aussi vainement.

Or, Moussa, stupéfait de l'attitude d'Anastase, voulut en savoir davantage sur cette foi qui rend les Chrétiens plus forts que toutes les puissances du monde, et il se rendit en secret dans son cachot. Au moment où le geolier ouvrit la porte, Moussa vit deux jeunes gens à l'aspect lumineux qui entouraient le prisonnier et qui disparurent subitement lorsqu'il entra. A ses questions, Anastase répondit qu'il s'agissait des Anges gardiens qui veillent sur les Chrétiens et les assistent en particulier dans les tourments endurés pour l'amour du Christ. Il lui expliqua en outre pourquoi les Chrétiens peuvent mépriser avec tant d'allégrese les plaisirs de ce monde et accepter toutes sortes de tortures dans l'espérance des biens éternels. Le coeur du jeune musulman fut alors touché par la grâce et il se jeta aux pieds du Martyr en lui demandant de devenir Chrétien. Mais Anastase lui demanda d'attendre encore, car sa conversion pouvait entraîner son père à persécuter les Chrétiens de la région.

Quelques jours plus tard (18 novembre 1750), Anastase eut la tête tranchée sur l'ordre du pacha qui ignorait que son propre fils était désormais Chrétien en secret. Comme il devait se rendre dans un village voisin pour assister à des noces, Moussa alla se prosterner sur le tombeau du Saint Martyr et il lui fut accordée la grâce de voir apparaître Anastase tout entouré de lumière, qui l'encouragea à poursuivre son chemin vers le Christ. Guidé par un Ange, il parvint ainsi dans le Peloponèse, où il se mit sous la direction spirituelle d'un vieil ascète, qui complèta son instruction dans les mystères de la foi et dans la vie ascétique. Il se rendit ensuite à Patras et s'embarqua pour Venise, afin d'y être baptisé sans crainte des Turcs. Il reçut alors le nom de Dimitris et partit pour Corfou, où il devint moine dans un monastère cénobitique sous le nom de Daniel. Mais les combats de l'ascèse ne suffisaient pas à étancher sa soif du Christ et, désirant accomplir pleinement sa vocation de Chrétien par le Martyre, il se rendit à Constantinople. Les Chrétiens du lieu le dissuadèrent cependant de s'offrir à la mort, par crainte des représailles qui pourraient suivre sur le restes des fidèles. Il retourna alors à Corfou, où il s'endormit dans la paix du Seigneur, après avoir fondé une église en l'honneur de Saint Anastase.

Créer un blog sur over-blog.com - Contact - C.G.U. - Rémunération en droits d'auteur - Signaler un abus